selamun aleyküm yoldashlarr!(sözlükteki tüm kesimleri kucakladığımı haykırıyorum; dindarı, devrimcisi, tikisi..)
türklerden türkler diye bahseden türkler şeklinde bir bkz. beklemiyor da değilim hani başlık üzerine. ama ben; halktan kopuk, halkın üstünde bir aydın, bir elitist, bir orhan, bir pamuk, bir nobel heykelciği olarak bu hakkı kendimde görüyorum. pis türk, scheis turken, aslok, şıvayn, dazlak.
ben bu samimiyetsizliği bir sosyolojik olgu olarak tanımlamak istiyorum hanımkızlarım, delikanlılarım. itirazı olan ya şimdi söylesin ya da sobediyyen sussun. kabul edenler? etmeyenler? çekimserler?(buna herkes parmak kaldırdı).
herifçioğlu hayat telaşesi içerisinde envai çeşit boku yer, lakin müezzin bey kardeşim mıhrofona "pıh pıh.. pıh pıh.. allahuekber allahuekber!" sesini verdiği vakit 3-5 dakikalığına rafa süpürür boklarını.
elin karısının kızını götüne kitlenir, hülyalara, efendime söyleyeyim düşlere, adını sen getir birtakım fantezilere dalar, lakin ezan sesini duyduğu an, keser bakmayı önüne dikilir, utanmadan "aziz allah, şefaat ya resulullah" çeker bi de. lan it, ezan okunmazken günah değil mi namahreme bakmak? ezan okunurken daha mı günah oluyor? he mi ibrikçi? hiç mi utanmayacaksın gusülhanede boklu cesedini yıkarken imam efendiden? karıya kıza bakıyorsun bi de sünmüş taşaklarınla, verir mi lan sana o?(konu sapıyor). misal ben yatmadan her gece taşakları buzlu suya yatırıyorum sünmesin, diri kalsın deyu. sabah geri takıyorum dipdiri. köpek taşağı gibi, nefis. kaza olur, bela olur, açmak zorunda kalırsın. bunun doktoru var hemşiresi var, bi sonraki evre imamı var. dikkat et bunlara. geçtik.
neyse, ankara'yı bilenler bilir, sakarya diye bi yer var, hem mekanlarda içilir, hem de meydan gibi bişey var, birasını alan oraya çöker biralanır. geçenlerde bu sakarya dediğim yerde iki herif gördüm sıçrata sıçrata biraya yumulmuşlar. bir vakit sonra ezan başladı, anaa biraları bacaklarının arasına saklıyor eşşekoğlueşşekler. kimden saklıyosun ulan allah'tan mı? ne bacak varmış sende lan, arkasına edevatı sakladın mı allah bile göremiyor. e lazım olduğunda kiralayalım birader sikişeceğimiz zaman, ne biliyim ana babamızı döveceğimiz zaman falan saklanırız arkasına bacağın. hatta ben bacağından atlayarak intihar etmeyi tasarlıyorum şu an.
nasıl bir empoze ağındaysak artık, çoluk çocuğumuza bile sirayet etmiş bu samimiyetsizlik. ufağıken mahalle maçı esnasında ezan okunurken, sabit duruveren bi çocuk varıdı. öylece kalakalıyor herif ya. oynasana piç derdik, ezan okunurken bişey yapılmaz olum diye cevaplardı. ulan dünyanın kaderi bu götün elinde olsa, ezan okunurken basmaz dünyayı kurtar butonuna(tabii dünya patlamak üzereyken hala ezan okumakta ısrar eden müezzinin de azmini takdir etmek gerekir bu senaryoda. safi manyağımış müezzin). senin yüzünden yenildik aşağı mahalleye çocuk. üşenmiyor, her iftar sonrası trt'deki tok sesli herife "allah'ım senin rızan için oruç tuttum, senin verdiğin rızıkla orucumu açtım... senin her şeye gücün yeter. amin" deyu eşlik ediyor, sonra inşallah cehenneme gider o çocuk deyu duamı tamamlıyor, sonra ince bi sesle ilahiler okuyor, iyi amel işliyor, şeytanın şerrinden cenab-ı hakk'a sığınıyorum.
netice itibariyle bahsolunan samimiyetsizliğe verilebilecek çokça örnek var. bu arkadaşlara hatırlatmamız gereken şu; zaten dünya üzerinde herhangi bir yerde ezan okunuyor sen duymasan bile. demem o ki sevgili eşşek, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol ya da sakarya'da bira içen herifin bacağından edin.[şu an sabah ezanı okunuyo ve tırsıyorum. bi daa yapmıcam allaam amin(duaya gel, arapça olsa ağlarsın ama di mi).