Çevremde gözlemlediğim çok ilginç bir olayı paylaşayım, vasat erkeklerin seksüel gücü hızla düşerken vasat dişikerinki artmakta.
Testestorono seviyesi de hayli düşük, biyopsişik yok oluşun kıyısında saçmalayan dev bir güruh var. Öyle sefil ki halleri ölseler onların adına bu kadar üzülmem.
Bunları niye seks başlığını yazıyorum? insanın iki temel güdüsünden birinin bu kadar ortaya döküldüğü bir dönemde saydamlaşan insanoğlunun belki de en büyük sorunu nasıl edip de bir noktaya özel hayat balans noktasını koyabileceği.
Hani ademle havva kıssası varya bilinç kazanınca hemen cinsel organlarını kapatıyorlar, bu bilişsel kapasitenin artışının bir parçasıdır. Siz eğer en güzel duygularınızı, hazlarınızı yüzlerce kişiyle paylaşırsanız da ilkelleşme bilişsel çöküş bununla birlikte gelir.
insan ne garip şey, seks ne garip şey, hayat ne garip şey, var mıdır bir amacı güzelliklerin. Yoksa sadece bilinmeyen bir evrenin serseri maymunları mıyız. Gerçek midir bu güzellikler, bu nimetlerin amacı var mıdır yoksa zigot halimizle bu günümüz arasındaki tek fark entropi artışını daha hızlı sağlıyor olmamız mı?
Ne garip şey lan, durmadan üretilen sperm ve yumurtalar birleşince ortaya yeni bir insan üretmek için gereken ilk tohum çıkıyor. Ortaya bir bach, bir newton çıkabiliyor. Ortaya Bach'ı çıkaran seksin zevki ile göbeğe attırmayla sonuçlanan seksin zevki hiç kıyaslanabilir mi? Güzel şeyler üretmek uğrunda harcanması gereken bir silisyum gibi çok değerli şeylerin olduğu sperm sadece beynin belli noktalarında belli molekülleri salgılatmak için vücuttan atılırsa, vajinal orgazm yaşaması gerek dişi seksin en güzel yerinde klitorisini övmeye başlarsa bu alçak zevklere, aslında amacı dışında kullanılan zevklere lanet olsun.
Seks sırasında klitorisiyle oynayan dişiler hep sanki homoseksüel ilişki yaşıyormuş hissi bırakmıştır bende. Klitoris tam bir gelişmemiş penis. Bir erkek dişisi kendisini bu şekilde zevk alarak aşağılarken nasıl zevk hoşuna gidebilir. Hiçç mi aydınlanmaz ruhu, hiç mi yoktur yeni bir sabah, ayışı bari mi yoktur insancıklarımızın o sefil gecelerine?
Mutsuzluk ne yaygın bir hastalık, nasıl da sanki dertlerine deva olacakmış gibi antidepresanlara sarılıyorlar. Fakat bu mutsuzluk aslında ruhunuzun derinliklerinden size gelen naturalist bir mesaj. Ruhunuz size bile isteye acı çektiriyor, beni olmam gereken ideal halden kopardın, ilkelleştirdin diyor. Büyüyemedin, beni aydınlatamadın, yüceltemedin deme şekli bu ruhunuzun.
Ve seks yozlaşmanın, bilişsel, etik, biyopsişik, bilimsel, sanatsal, estetik yozlaşmanın düşmanlığın en radikal şekilde kendisini gösterdiği o nadide alan. Antidepresan alıp güne devam etmenizi sağlayan o şerefsiz düzen hala sekse ulaşamadı. Bilinen evrenin en karmaşık ve en kutsaal şeyini, insanı üretme fiiline, ve insan üreten eşlerin duygusal iletişimini sağlama fiiline hala erişemedi. O yüzden böyle çocuksulaştırıyor, böyle saçmalatıyor zaten. Yönetemediğini tukaka yapmak, şekillere fantazilere bölmek, ulaşamadığına takiyye yapmak suretiyle insan ilkelleştirmesini sürdürmek. Cesurluğu aptallığından gelmekte bu yeni dünyamızın ilkel insanlarının. Oysa ne garip tutkularlar çıkmıştı yola ra, ibrahim, musa, isa, muhammed, bach, newton biruni... Renkleri bilmeyecek kadar karanlıktaki bir dünyaya gökkuşaklarından oluşan yeni kainatlar sunmuşlardı.
Gözlerini açarkenki acı fazla gelmemeli insana, yeniden açmalı gözünü, güneşe göç için şarttır ilk anda yanmayı hissetmek.