işte yönetici - yönetilen ilişkisi padişah - kul olarak görüldüğünde olabileceklere bir örnek daha.
--- alıntı ---
Elimizdeki kaynaklar 16.yy'da Osmanlı topraklarında, Anadolu'nun göbeğinde Sivas ve civarında yaşanan vahim bir yamyamlık olayına işaret etmektedir. ilk olarak bu iddia ile Erdoğan Aydın'ın "Osmanlı Gerçeği" adlı eserinin 10. Baskı, s.219'da karşılaştım, toprak reformu yapamayan ve bir yandan da Celali isyanları ile boğuşan Osmanlı'da 1603 yılında Anadolu halkı açlıktan ve sefaletten kırılacak noktaya varmış, 2/3'ü yaşadıkları yerlerden ayrılarak kaçmak zorunda kalmışlardır. Anlatılanlar bu kaçıp gidenlerin yerine geride kalanlar ile ilgilidir.
Zeki Coşkun'un "Öteki Sivas" adlı eserine de giren bu konudaki gerçek alıntı Şemseddin Sivasi'nin "Necmü'l hüdâ fî menâkib iş-şeyh şems-id-dîn eb-is-senâ" adlı eserinde, yani o dönem kaleme alınmış bir kaynakta geçtiği için iddianın ciddiyeti daha da artmaktadır.
Sivasi eserinde aynen şöyle aktarıyor;
"Arazi baştan başa sahipsiz, boş ve muattal kaldığından açlık baş gösterdi. Fukara halk ot yapraklarını, ağaç köklerini ve kabuklarını, daha sonra çöplük ve yollarda buldukları cifeleri yediler ve kurtlar gibi köpek ve kedileri avladılar. Bu feci durum devam etti. 1012 tarihinde kaht-ü gala son haddine varmıştı. Kedi ve köpek de kalmayınca hayvan kanlarını ve leşlerini ve daha sonra da çocuklarını boğazlayıp yemeye başlamışlardı. Hatta bir gün bir tencerede pişirilmiş çocuk eti bulundu. Boğazlayanı ateşe atmaya hükmettiler. Bu adam yanarken etrafını çeviren aç insanlar ateşin alevi hafifleyince bunun büryan gibi kızarmış etini de yemek için kapıştılar. Bu hadiseden sonra artık bu feci hal men edilemez de oldu. Fakirlik, açlık, insanları böyle ne kadar fena akıbetlere sevk ediyor. Bu, çok azim bir müspet idi."
--- alıntı --- http://odatv.com/anadolud...var-miydi-1405161200.html