kimi ilk aşık olduğuna kavuşur, hiç ayrılık yaşamaz. onun için aşk güven ve huzur demektir herhalde. aslında benim kafamda 'sevgi' kelimesinin karşılığı bu.
aşk daha başka bir şey çünkü. aşk daha sürünmeli, daha gözyaşılı, daha heyecanlı, daha mutlu, daha gözü kör bir şey çünkü. bir insana hissettiklerinle en dibe de vurabildiğin gibi, gözlerinin içi parlayarak mutluluktan uçacak gibi hissedebiliyorsun. aslında kendinde mevcut olan bu kadar çok sevebilme, bu kadar gözü kapalı isteyebilme ve bu kadar üzülebilme potansiyeline kendin de şaşırıyorsun. sınırlarını görüyorsun çünkü. en çok nasıl heyecanlanılır ya da biri yoksa o koskoca şehir nasıl da anlamsız ve aslında bomboş gelebilir, normalde düşünsen aklının almayacağı şeyleri hissedebiliyorsun çünkü.
bendeki aşk tanımı da böyle bir şey. zira benim deneyimim de tanımladığım şekilde oldu. artı yüz ile eksi yüz arasında dalgalanan; çok sevinmeli ve çok üzülmeli bir süreç.
bugün aklıma geldi. keşke dedim hiç tanışmasaydık. keşke ben o otobüse değil bir sonrakine binseydim. keşke şöfor bir durakta daha uzun bekleseydi, bir kırmızı ışığa takılsaydı ya da benim almaya gittiğim arkadaşı daha çok bekleseydim. veya onun o gün işi olsaydı, arkadaşını görmeye gelmeseydi. ya da biz yokken gelseydi. o gün neden yaşandı, niye yaşandı hala bilmiyorum. o günün yaşanmasına vesile olan iklli ise sonrasında hiç görüşmediler. ikisi de farklı insanlarla evlendiler, işin garip yanı da bu. hani kelebek etkisi dedikleri bir zımbırtı var ya, sanırım doğru o.