- çok uğraştırdı ama bitti. çok müstesna bir pavyon olacak.
- tekin amca?
- efendim?
- yaptığın iş yetmiyormuş gibi bir de halkımızın yerlerini pavyona mı dönüştürüyorsun? hııı ? bu devran, bu toz duman daha ne kadar sürecek? devrimcilerin tokadını yemekten korkmuyor musun?
baba, yanında oturan ve bunu söyleyen canına, biricik evladına, kızına tokat atar. kız ve etraftaki herkes şok olur. zira hiç fiske vurmamıştır bugüne değiş evladına. kız odasına kaçar. babası peşinden gider ve odanın kapısına çöker:
- it baharı görmüş ama yediği taşı allah bilir derler ya; bizimki de o hesap... benim canım. biz gevendeyiz, düğüncü. düğünü eden onlar, sefilliği çeken bizler. benim anam, ben dört yaşındayken rahmete gitti. sana onun adını verdim; gülendam... gülendam dediler mi dağ taş selama dururmuş, güneş aya siz doğmayın, ben doğayım dermiş. öyle belalı bir güzellik. kaderin benzemesin, aynı sen.
benim anam açlıktan öldü, açlıktan!.. açlık belasına aha bu babamla ben çok gurbet gezdik, çoookk... bana fistan giydirir, beni oynatırdı. bazen de beraber giyer, öyle oynardık. biz çok sarhoş mezesi olduk, çoookk... senin o halkın var ya, o halkın; onun tokadını ben doğduğum gündenberi yiyiyorum. benim derdim sen o tokadı yemeyesin diyedir. ama onu da ben sana vurdum.
ben sana daha ne diyeyim, ha?
ben sana daha ne diyeyim?
***
film, bir kere daha kara cahilliğimizi, aymazlığımızı, güdük ve yasakçı zihniyetlerimizi, tahakküm altında yeşermeye çalışan baharlarımızı sunuyor.
1982 (!) bahar yılını güzel demlemiş, güzel anlatmış film. herkese tavsiye ederim.