çocuk iken yeşil kaplı bir dilek kutum vardı, gerçekleşmesini istediğim dilekleri yazar kutuma atardım. bi gün annemin sandığını karıştırdığımda beyaz tül gibi bir şey buldum, adı duvakmış. annem duvağını başıma koyup, bir gün sen daha güzellerini takacaksın dedi. aynanın karşısında saatlerce kendimi izlemiştim, gece uyumadan önce dilek kutuma "bir gün çok mutlu gelin olmak istiyorum" yazıp kağıdı kutuya attım.
yıllar geçti, kocaman kız oldum. ben büyüdükçe evlilik büyüsünü kaybetti, kaybettirdiler. ben sevmeye çalıştıkça, evliliği iş anlaşmasına, fakirlikten kurtulma yoluna çevirdiler. bi gün ailem aldı beni karşısına ve dedi ki : boş ver aşkı, para ev araba önemli. sonra alışırsın, kurtar kendini. kuzenlerin zengin, sen daha zengin ol, aşkla mutlu olunmuyor paranın miktarı önemli.
dinledikçe ağladım, ailemin esas da annemin sözleri kahretti beni. yıllar önce duvağını takıp güzel sözler söyleyen kadın, şimdi kızını bilmeden kurban ediyor. aslında ona kızmıyorum, çok çekti yokluğun kralını yaşadı. mutlu olacağımı sandığı için söylüyor bunları, tek çabası evladının iyi hayat yaşaması.
odama gidip yıllardır açmadığım dilek kutumu aldım, içinden evlilik dileğimi alıp yaktım. çünkü hayat benim masum ve aptalca dileğimden çok daha zor..