Gökyüzü çağırır çatıların arasında
Bir avuç yıldız, yarım dilim ay
Ve bir tutam bulut görünür
Yağmur bile zor sığar
iri taneli yağdığında
Dantel sokağında en çok
iki kişi yürür.
Rivayet olunur ki
Bundan çok yıllar evveli
Muallim Meftun Beyle
Rum güzeli Heleni
Fesleğen kokulu izmir akşamlarında
Bir cumbadan bir cumbaya
Uzatırmış ellerini
Dokunarak duyarlarmış
Karşı yüreğin ateşini.
Gün bitince Rahmi beyin evinde
Çilingir sofrası kurulurmuş
Santuri Ethem beyin şehnaz longası duyulurmuş
Sofadaki gramofondan
Ve dantel sokağının bebeleri her akşam
O sihirli nağmelerin ninnisiyle uyurmuş
Muhterem zevcesi Latife hanım
Kırk yıllık komşusu Bihter hanım
Ve diğerleriyle
Sulanıp süpürülmüş kapı önlerinde
Sohbet ederlermiş
Sıcak yazların gün bitimi saatlerinde
imbat gezinirmiş
Bir uçtan bir uca
Dantel sokağında.
Şimdi pencerelerde ne o aşina yüzler
Ne de o canım çiçekler
Renk renk küpeliler, sardunyalar, ortancalar
Kaldıysa siyah beyaz resimlerde yüzler
Bir de evlerin duvarlarına sinen sesler
Meftun beyden, Heleni'den
Rahmi beyden, Latife ve Bihter hanımlardan
Taşları bile ihtiyarlatan zaman
Hışımla geçmiş Dantel sokağından.