kulaklarında müzik sesi duymadan uyuyamamaktır. kavga- gürültü olmayacak, sessiz sessiz müzik dolacak kulaklarına. ağlarsın bile belki biraz. pişmanlıklarına, keşkelerine, salaklıklarına, saflıklarına, elinde olup da yapmadıklarına, elinde olmayıp da yapamadıklarına...
dökeceksin içini. için içinden çıkacak. rahatlatır diyeceksin. rahatlatmayacak, o mutsuzluk geçmeyecek. elinde kalanlara tutunacaksın kendince. kendince kendini o henüz batamadığın sudan yüzeye çıkarmaya çalışacaksın. halbuki bir batsan zaten zıplayacaksın. batmak isteyeceksin, seni birileri çekecek. ''bırakın'' diyeceksin, bırakmayacaklar. ''bırakmayın'' dediğinde kaybolacaklar. seni alıştırıp yok olacaklar. ama üzülme, seni mutsuz etmemek için yapacaklar bunu. çok mutluymuşsun gibi.
herkesi kaybetmektir mutsuzluk ve bundan ötürü artık yeni kimseler için bile kimsesiz olmaktır.
insanlara tutunmayacaksın bu yüzden. cansız şeylere tutunacaksın. işine sarılacaksın belki, hani sevmediğin şehirde, sevmediğin semtte sevmediğin insanlarla iş yaparak. her kapıdan geçişinde aklına pişmanlığın gelecek. atlattığını sandığın şeyi atlatamamış olacaksın. yine de zorundasın! zorundalıklar seni yoracak, üzecek, bıktıracak.
yaşça küçük olman mutsuzluğunu artıracak bazen. bulutları çoğaltacak. koca ''keşke''ler olacak dilinde. vazgeçmeyi öğretecek. beklediğin senaryo, seni şaşırtmayacak. yine de oyunculuklar seni etkileyecek.
kulaklarına müzik dolmadan uyuyamamaktır mutsuzluk. huzur arayabileceğin cansız şeylere sığınmaktır. koca bir boşluğa seslenmek, dokunmaktır. o koca boşluğu göğsünde uyutmaktır; saçlarını sevip, okşamaktır. gözlerin dolu dolu olmaktır mutsuzluk. boğazında allahın belası bir yumrudur mutsuzluk, gitmiyor ki gitse dediğin.
yaşarken ölü olmaktır. nefes alırken acıtmaktır içini. yalnızlıktır, mutsuzluk. ''bazen sonsuz huzur, bazen lanet olası şu yalnızlık''...