Bu dünyaya gözlerini açtığın andan sonsuzluğa doğru kapadığın ana kadar geçen süredir hayat.Hayat yaşanmayı gerektirir,fakat kim ne kadar yaşar orası tam bir muammadır.Boşuna harcanmış bir hayat kadar,yaşanmamış bir hayat kadar acı bir şey yoktur bana kalırsa.Yaşamak kavramı ise bu süre zarfına ne kadar fazla acı,mutluluk ve hayal sığdırabildiğinle alakalıdır.Ne kadar fazla yaşamışsan o kadar fazla acı çekmiş ve o kadar fazla mutlu olmuşsun demektir ,cesarette ister biraz korkakların işi değildir.Çoğu insan bu yüzden günlük rutinlere bağlar kendini,küçük mutluluklar yaratır kendine.Düşündüğü geceler olur elbet hayallerini,isteklerini.Acaba çabalasaydım onlar için gerçek olsalardı daha çok mu üzülürdüm ya da daha çok mu mutlu olurdum şimdikinden ,değer miydi çabalarıma? ve benzeri düşünceler sarar dört bir yanını.Acı bir hüzün çöker geceye sonra,doğan güneşle birlikte yitip giden karanlıkla onlarda kaybolur tabi.Yaşadıklarına inandıkları hayatı sürdürmeye devam ederler.Oysa ellerinde kalan koca bir boşluktur.