hoşlanma dediğimiz olay üreme içgüdüsünden kaynaklanır. çoğu kişi farkında olmasa da, gözardı etse de böyledir. beyin karşı cinsten birini herhangi bir sebepten dolayı kendine uygun olarak nitelendirdiğinde hoşlantı ortaya çıkar. "evlilik aşkı bitirir" önermesi buna dayanır. evlilik aslında aşkı değil hoşlantıyı bitirir. üreme içgüdüsü sonuca ulaşınca hoşlanma da biter. ömrü en fazla bu kadardır. daha önce de bitebilir. adayın herhangi bir sebepten dolayı bu iş için uygun olmadığına beyin ikna olursa üstünü çizer ve hoşlanma durumu ortadan kalkar. bundan dolayı kişinin kendi isteğiyle beynini bunun imkansız olduğuna ikna ederek bu durumu ortadan kaldırması mümkündür. bunun için biraz kararlılık gerekir tabii.
bu arada not geçelim: kişi olayı cinsellikle bağdaştırmayabilir, aklına bile getirmeyebilir, tabiri caizse "masum sevgi" güdebilir; fakat farkında olmasa bile bilinçaltında yatan şey üreme içgüdüsüdür.
şimdi gelelim aşka. kelimelerle yeterince iyi ifade edilemez, yaşayan bilir tabii ama belli başlı konuları yazalım. hoşlanma belli bir süreç içinde ilerleyerek farklı boyutlara ulaşabilir. yani hoşlanma aşırıya kaçarsa, üreme içgüdüsünden tamamen sıyrılmış koşulsuz bağlılık ortaya çıkar. işte aşk dediğimiz şey bu. dolayısıyla aşk mantık dinlemez ve kişinin kontrolünden çıkar. bitmesi de çok zordur, ciddi sarsıntılar gerekir. normal şartlar altında ömür boyu bile sürebilir - ki bunun örnekleri de vardır. karşılıklı olduğu durumlarda dünyanın en güzel hislerinden biri olurken tam tersi durumda kişinin hayatını zehir eder. kişilik üzerinde çok kısa zamanda çok büyük değişikliklere neden olabilir.
özetle bu iki şeyi birbirine karıştırıp her boka "aşığım ben taam mı" diyip gezmeyin.
hiç yaşamadınız diye "aşk maşk yalan taam mı üreme şeysi hepsi" diyip de gezmeyin.