iki iddia vardır,
1) ortak ata: yani canlıların hepsinin ortak bir atadan evrimleşerek geldiği görüşü.
2) doğal seleksiyon: yani doğanın seçim yapması üzerinedir.
şimdi bundan önce bilinen şey: türlerin ayrı ayrı ve farklılaşmadan yaratıldığı fikriydi.
ikinci önemli ayrım nokta ise: evrim fikrinin var olduğu ancak bunu açıklayacak bir teorinin henüz olmadığı üzerineydi.
çünkü bu insanlara akılsız ve mantıksızca geliyordu.
işte darwin 'i öne çıkaran şey doğal seçilimdir. ( bir nevi evrim mekanizmasının nasıl işlediğini ortaya koyar, evrimin aklıdır bu)
bunu anlamak için yapay seçilime örnek verelim: mesela belli bir tohum ekiyorsunuz ve bu ürün veriyor sonra o ürünlerin arasında iyi olanı seçip ekiyorsunuz bu böyle sürüp gidiyor ve sonunda daha verimli bir tohum elde ediyorsunuz.
darwin dedi ki; baba bu seçimi doğanın kendisi de yapabilir. işte doğa bunu nasıl yapıyor konusuna bir örnek de zürafadan verelim.
dallarda yapraklar var ve zürafaların boylarının bazıları buna ulaşıyor bazıları ulaşmıyor, bunu yiyen uzun boylular hayatta kalacak ve diğerleri elenecektir.
işte bu böyle sürünce kısa boylular elenecektir.
bu yasayı her şeye uygulayabiliriz.
peki ulan madem bu böyle dindarlar neden buna bu kadar sene karşı çıktı. birinci türlerin tek tek yaratıldığı üzerinedir. bu eski bilgi artı doğanın yaptığı seçimin hiçte öyle akıllı tasarımla uyuşmaması üzerinedir.
doğal seçilimi anladığım biçimde anlattım.
şimdi bu dindarlar neden buna bu kadar direnmiş esas konuya gelelim, akıllı tasarım ve evrim konusuna.
ama ondan önce şunu diyeyim; akıllı tasarım tanrının varlığına delil olarak en büyük destektir hatta bana göre tek destektir.
mesela dindarlardan şu lafları duyarsınız: yahu evrenin muazzamlığına bak, şu domatise bak, şu pilot kalem bile kendi kendine oluşmazken nasıl oluyor da koca evren kendi kendine oluşuyor. buna yığınla örnek verebilirsiniz bunların hepsi akıllı tasarımdır.
şimdi evrim ve akıllı tasarım ayrımına girelim, evrimin doğal mekanizmasından şöyle bir mantık var: bir şeyin basiti yapılır ve daha sonra karmaşığa gidilir hatta bu gidişte bir sürü hata yapılır.
peki bunun bir gerçekliği var mı?
mesela dev gökdelenler yapıyoruz bizler, ancak bunları bir anda mı yaptık?
hayır önce basit evler, sonra daha büyük, sonra daha da büyük yani deneme yanılma ve basitten karmaşığa doğru gittik ve bu süreçte bir sürü hata yaptık sonunda bir gökdeleni diktik.
peki akıllı tasarımla bu neden çelişir?
akıllı tasarımda kusursuz bir tanrı modeli vardır ve kusursuz bir akıl deneme yanılma gibi düşük bir akıl gözetemez. çünkü tanrı zaten ne amaca gideceğini biliyordur( ki evrimsel süreçte amacı bile o anın mekanizmaları belirler) ve basitini yapıp daha sonra karmaşığa gitme hatta bide hata yapma gibi bir akıl kusursuz olamaz.
işte akıllı tasarım ve evrimcilerin ayrıldığı nokta budur. tesadüf tanımı da buradan gelir çünkü bir şey belli bir aklın ürünü değildir hele hele kusursuz bir aklın ürünü hiç olamaz. ayrıca doğa kendisi seçim yapabilir.
işte bu yönüyle dinlerle çok çatışmıştır bu fikir ve halen daha çatışmaktadır. ancak bazı dindarlar artık nasıl anlamışsa bu evrimi kabul etmiştir ona da bir şey diyemeyiz ancak bu fikir bu yöndedir.