romantist gazetecisi. tanımla başlayalım, sonra yorumumuzu ortaya koyalım.
muhalif olmak başka bir şey, ihtilalci olmak başka bir şeydir. Bugün herkes kabul ediyor ki 17/25 aralık bir ihtilal girişimidir. arkasındaki güç ise cemaat. kendisi bu paralel yapının yaptıklarını özgürlük ambalajına sokup, mit'in eylemlerini terörizm ile yaftalamıştır. özgürlüğün olmadığını iddia ettiği bir ortamda bu haberi yapabilmesi abes değil midir? bunu sağ cebimize koyalım ve devam edelim.
kendisi 90'lı yılların derin devletini a'dan z'ye biliyordu. ne dümenler çevirdiğini de. seçilmişlerin her zaman başının üstünde demokles'in kılıcı gibi sallanan gladyo'dan bahsediyorum. Hani avusturya'nın bir kumarhanesinde türkiye'nin başbakanı olan mesut yılmaz'a dayak atan gladyo canım.
Ayrıca asker'in önünde selam durulan, hakimlerin(ki teoride adaletin temsilcileridir) dahi askerden brifing alındığı dönemi ne çabuk unuttuk. o dönemde etliye sütlüye karışmayan Can Dündar değil miydi?
bir siyasetçinin kazığa oturtulmakla tehdit edildiği o dönem ne kadar özgürlükçü bir dönemdi, değil mi sayın seyirciler!?