bazen dilinizin ucuna gelip söyleyemediğiniz sözdür.
hala içim el vermiyor ona eski demeye. ondan bahsetmek istemiyorum geçmişte kaldığını kabulleneceğim diye.
hayatıma nasıl girmişti? nasıl çıktı? hak ettiklerim, yaşadıklarım, sabrettiklerim, mükafat beklentisiyle yaşadığım hayal kırıklıkları, geçici sorunlar, sorun edilen gereksiz durumlar, bu duruma gelmişken hiç beklenmeyen yorumlar, hislerim dolu doluyken aniden farkına vardığım hissiz ruhsuz umutsuz bir duvar...
"hep" demiştim, bu kez hep olacaktı; çünkü layıktı buna dedim, sevilmeye layıktı doyasıya. umutla doldum taştım, boş yere umutlandırıldım. ya ben yanlış sevdim ya da yanlış kişiyi sevdim; ama sonuçta bunu hiçbir zaman öğrenemeyecek olmakla cezalandırıldım. sevdim diye niye horlandım? niye neye katlandım?
ben hep dedim, o ise "hiç" olmayı istedi. yine de hala kıyıp da "eski" demeyi ona layık göremedim. güzel günleri, güzel hisleri eskide bırakmayı kabul edemedim.