varlığına gitgide daha az inanmaya başladığım olgu...
yaşım çok ileri değil ama bence eskiden vardı "aşk" da "sevgi" de...birkaç örnek verirsem...
bir arkadaşımızın yakını ( akrabası ) -şimdi yaşı ilerde ama- gençliğinde öğretmen olarak doğuya atandığında o zamanlar bir polis onu seviyormuş; ama kız çocuğun mesleğinin zorluğundan dolayı aslında biraz da ailenin etkisiyle aslında çocuğu sevdiği halde evlilik teklifine "hayır" demiş. çocuk ise kız atandıktan sonra o ile tayinini istemiş ve kızın peşinde koşmuş, durmuş. şimdi artık yaşları da ileri de zaten ve çocukları var...
şimdi böyle bir aşkı bırak yaşamayı böylesine tanık olmak bile zor...kız azıcık naz yapsa ya da bir konuda kalbinin kırıldığını bir şekilde ifade etse, erkekten gönlünü almasını beklese de erkek adım atmıyor. "onun egosunu mu tatmin edeceğim, onun bir tarafını kaldıramam, peşinde mi koşayım, bulunmaz hint kumaşı mı, kendini ne sanıyor" şeklinde ifadeler kullanıyor.
aşık olunmak kadına, aşık olmak ise erkeğe yakışırken artık devran değişti sanırım...
bu durumu haberlere düşen videolarda da görebiliyoruz. kız düğününde pastayı damada yedirirken bir iki şaka yaptığında erkeğin o andaki tepkisini gördük mesela...ya da geçende haberlere çıktı gene...nikah masasında erkeğin "hayır" deyip sonra "şaka yaptım" demesi...
erkek artık yanındaki kadını önemsemiyor ya da onu rencide edecek birçok davranışta bulunabiliyor.
evlendiğinde de gene eşine değer vermiyor...
1 hafta sonra doğum yapacak olan karısını gitmesi gerektiği yere kendi aracı olduğu halde götürmeyen ve evde yatan bir eşi var en yakın arkadaşımın...işe gitmediği halde eşini gideceği yere götürmedi ve kadın minibüste ayakta birisi görene kadar bekledi. taksiye binelim dediğim halde inat etti o da...üzüldüm. ya da daha ötesi...geçende erkek kardeşimle bir yere gitmiştik, eşiyle adam metrobüste koltukta oturuyorlar, kadın ona bir şeyler söylediği halde adam kocaman tabletten oyun oynuyor, onu dinlemiyordu, cam kenarına da kendisi oturmuştu; kısacası karısına değer vermiyordu. kardeşim çıkışta nasıl söyleniyor, ben de 'çok abarttın' dedim sadece...ama kardeşim haklıydı.
sevgili olduğunda da durum değişmiyor ne yazık ki...
kızla 3-4 yıl görüşüp sonra 2 ay içinde annesinin bulduğu kızla evlenen adamlar var. doğudaki öğretmen arkadaşımın da tanık olduğu durum şu...doğuda çalışan erkek öğretmen orada sözde (!) sevdiği bayan öğretmenle takılıyor sene sonuna kadar; sonra Ağustos'ta annesinin bulduğu kızla evlenip eş durumundan memleketine gidiyor. hem de ortada ayrılık bile yokken...kız tabi Şırnak'ta, hakkari'de kalmaya devam ediyor. kelimelerle ifade edilemeyecek kadar kötü bir durum...
daha bir ay önce bir arkadaşımla yaklaşık 7-8 saat boyunca gezdik birkaç yeri...kız elinden telefonu düşürmüyor, erkeğe mesaj yazıyor, arıyor; tam tamına 7-8 saat; ama en sonunda cevap alabildi. sevgili oldukları halde hiçbir mazereti de olmadığı halde 5 gündür aramıyormuş ve bu kız da 5 gündür ulaşmaya çalıştığı halde yanıt vermiyormuş. bu arada aralarında tartışma da olmamış. artık arayan, soran taraf, tabir-i caizse peşinden koşan taraf kız oluyor.
aşık olunmak kadına, aşık olmak erkeğe yakışırdı. roller değişti.
bir kere daha ifade etmekte fayda var...kadın erkeğin tipine, parasına bakmıyor. gerçekten sevip sevmediğine bakıyor.
keşke eski aşk'lar olsa, eski sevdalar devam etse...
hepsini geçtim; keşke insanlar birbirine değer verse...