bir yaz günü roark ve bir arkadaşı kadıköy sahil taraflarında bir mekanda oturmakta öldürücü bir neme sahip istanbul'da soğuk bir şeyler yudumlayarak hayatta kalmaya çalışmaktadırlar. tam o sırada yanlarına elinde çiçek demeti ile bir çingene gelir, olaylar gelişir;
+ abe yakışıklı, bi çiçek al şu güzel ablama
- ya git başımdan, zart zurt her yerden çıkıyosunuz be
+ aman alma, kara kuru bişeysin zaten. kara mercümek!
işte o gün bu gündür esmerliğinden dolayı kara bir mercimeğe benzetilen arkadaşım uzunca bir süre güneşe çıkmamıştır.