ilber ortaylı

entry1893 galeri ses2
    91.
  1. http://www.yenicaggazetes...r/haberdetay.php?hit=5141

    orhan karaveli'nin ziya gökalp'i doğru anlamak adlı kitabından :

    sempozyuma katılanlar ve dinleyiciler, son yılların bu, çok moda ve hemen her taşın altından çıktığını gördüğümüz, kırım'ın kefe kentinin " ortay " köyünden, avusturya doğumlu tarihçiyi dinlemeye hazırlandılar.

    ve film koptu ! bu ilginç zatın konuşmalarındaki biraz alaycı ve dinleyicileri küçümseyen, aşırı bilgiç tavrın yabancısı olmayanlar fazla şaşırmadılar ama salonda birden buz gibi bir hava esti ...

    neler söylüyordu bu ünlü (!) tarihçimiz : kimdi bu ziya gökalp ? falanca sosyoloğun kötü bir kopyası değil miydi ? onunla ilgili olarak buraya toplanıp konuşmaya değer miydi ?
    herkes hayretle birbirine baktı : madem ziya gökalp hakkında toplantılar düzenlemeye değer biri değildi, o halde neden gelmişti buraya kendisi ? yaptığı yalnız ziya gökalp'in anısına, onu sevenlere, dinleyicilere, salonda hazır bulunan yakınlarına ve hepsinden önemlisi gazi üniversitesi'nin rektör ve yöneticilerine düpedüz hakaret değil miydi ? böyle uluorta konuşmak bir bilim adamına yakışır mıydı ?

    sevinç karacan (ziya gökalp'in torunu), duyduklarını, kulaklarına inanamadan bir süre sabır ve şaşkınlık içinde dinledi. kalkıp, bay ortaylı'yı susturmayı ve ona aynı kürsüden cevap vermeyi düşündü ama sinirden titriyordu. bunu yapacak durumda olmadığını hissetti ve " iyi ki annemi o yaşlı ve hasta halinde getirmemişim " diye düşündü, sert bir hareketle birden yerinden kalkıp salonu terketti.
    yetkililer arkasından koşturarak, yapılan konuşma nedeniyle kendisinden özür dilediler. bu sözlere kesinlekle katılmadıklarını ve kendilerinin de çok üzgün olduklarını belirtip " böyle bir şeyin başımıza geleceğini bilseydik bu zatı elbette davet etmezdik " dediler, ama büyük bir sarsıntı geçiren sevinç karacan' salona dönmeye razı edemediler. titreyen elleriyle biraz önce " dedesinin anısına " verilen bu plaketi bu yetkililere iade etmeyi düşündü ama hemen vazgeçti. ne suçu vardı gazi üniversitesi'nin ? ilk vasıtayla istanbul'a döndü, oğluyla birlikte.

    sayın sevinç karacan'dan dinlediklerimi, olayların tanığı olan - ulaşabildiğim - profösörlerin hepsi doğruladılar. bir farkla ki, bay ortaylı'nın gökalp hakkında kullandığı sözcükler aslında bu kitaba alınmayacak niteliktendi. konuştuğum hocalardan biri, gaziantep üniversitesi eğitim fakültesi eğitim bilimleri bölümü başkanı pr. dr. hikmet yıldırım celkan şunları söyledi bana :
    " onu tanıyan bazı hocalar ' aldırmayın ! bu adam hep böyledir. ' dediler, ama çoğumuz büyük bir infial içindeydik. benim konuşma sıram ertesi gündü. ona cevap vermek için ( sayın celkan burada farklı bir söylem kullanıyor ) 9 martı bekledim (ertesi günü). ama gelmedi, sanırım gelemedi. kaybolmuştu ortalıktan. kimse de nerede olduğunu bilmiyordu. oysa böyle toplantılardan sonu gelmeden ayrılmamak bilimsel nezaket gereğidir. biz nasıl o konuşurken hazır bulunmuşsak onun da kendisinden sonra konuşacakları dinlemesi gerekmez miydi ?

    sayfa 220, 221.
    2 ...