öümünden sonra yapılan araştırmalarda hayatı boyunca 20.000 den fazla mektup yazdığı belirlenmiş, psikanalizin kurucusu olan otokratik dahi. çocukluğundan itibaren, yaşadığı yoksul hayatı yenmek için hayallerinde kendini büyük bir antik çağ kahramanı olarak gören freud, ilk gençliğinden itibaren hastaları tedavi etmekten çok evrensel bir teori geliştirip tarihe adını yazdırmaya uğraşmış ve buna da başarmıştır. çevresindeki insanlar arasında zekasıyla sivrilen freud, orta yaşa (ya da ünü ülke sınırlarını aşana dek) bir takım insanlarla çok yakın arkadaşlıklar kurup, onları yüceltmiş (joseph breuer, fliess) ardından bu insanlardan büyük bir nefretle ayrılmıştır. çevresinde müritleri oluşmaya ve teorileri kabul görmeye başladığında kendini kral konumuna yerleştirip, tüm gücüyle teorilerinin tabulaşmasına ve kendi gücünün sınırlarını arttırmaya uğraşmıştır. başta kendisine oldukça bağlı olan kimi öğrencileri (jung, adler, rank), ne zaman ki freud'un geliştirdiği cinsellik teorisinin dışına çıkıp kendi fikirlerini geliştirdiler, işte o zaman freud tarafından nefretle cemiyetten uzaklaştırılmış ve dışlanmıştır. halbuki bu adamlar, teoriyi kendi bakış açılarıyla gelitirip, bugünkü modern psikanalizin oluşmasından çok büyük emek harcamışlardır. freud, önce kendine bir kahraman figürü arayan geleceği açık bir gençken, zamanla oğullarını uzaklaştırıp dizginleyen sert bir baba olmuştur.
bütün hayatı boyunca çok çalışmıştır. cinselliğe, toplumsal ilişkilere çok mesafeli olan freud un dehası, teorilerini kendi kendini analiz ederek ortaya çıkarmasıdır. ölene kadar kendini analiz etmeyi bırakmamıştır. her sabah 7 de kalkıp kahvaltısını yapan bu tuhaf dahi, sabah 9 - öğlen 1 arası hasta bakmış, öğlen 1 de yemek yedikten sonra 50 yıl boyunca hiç değiştirmediği güzergahında yürüyüşünü yaptıktan sonra öğlen 3 akşam 9 arası tekrar hasta bakmıştır. akşam yemeğinden sonra çalışma odasına çekilen freud, önce mektuplarını okuyup cevaplamış, ardından da gecenin bir vaktine kadar kitapları üzerinde çalışmış. bu öldürücü tempo neredeyse iyice yaşlanana kadar devam etmiş. anna dışındaki çocuklarıyla ve eşiyle çok mesafeli bir adam olan freud, tedavi ettiği hastların büyük bir çoğunluğunda başarıya ulaşamamış.
kendisini seven ve nefret eden onlarca insanın ortak gözlemi ise, bu ilginç adamın inanılmaz bir hatip, çok iyi bir yazar, karşısındakinin içine nüfuz eden delici bakışlara sahip olduğu yönünde... bir ilginç not da, freud en sevmediği şeylerin başında müziğin geldiği..hiçbir zaman müzik dinlemekten hazzetmemiş...