bugün sıcağı sıcağına yaşanmış bir anımın da içine gireceği olaylardır. *
antalya'yı bilenler bilir, migros'tan sonraki makro'nun orada bir künefeci vardır, olay orada geçmiştir. -makro'nun olduğu kavşağı geçer geçmez sağda-
künefeyi yemişizdir ancak künefe hiç güzel değildir.
p: paleface
d: deep
g1: garson 1
g2: garson 2
g3: -silah değil lan- garson 3
p: abi künefe kötü gibime geliyo.
d: adamım bence çok güzel.
p: yok be abi.
d: harbi lan çok b.oktanmış.
künefeler biter...
g1: afiyet olsun efendim.
p: künefenin şurubunu çok dökmüşsünüz, biraz daha çıtır olmalıydı, hamur gibiydi.
g1: efendim biz antakya usulü yaptığımız için böyle yapıyoruz.
p: ben de antakya usulü olduğunu biliyorum, sadece şurubu fazla dedim.
d: doğru söylüyo bak.
g2: sorun ne efendim?
p: şurubu çok dökmüşsünüz künefeye ve ben beğenmedim.
g2: efendim biz antakya...
d: adamım bi dakka... puhohahahaha sen şimdi kravartının bu haliyle bana hiçbir şey anlatamazsın, git önce şu kravatını düzelt. puhohahaha -eleman dumur, ne olduğunu kavramaya çalışmaktadır.-
p: yani dediğim gibi şurubu fazla. -bu cümlede kendimi gülmemek için zor tuttum-
g3: efendim bir dahaki gelişinizde söylersiniz şurubunu az koyarız.
d: puhohhahahahahahahahaha
p: iyi akşamlar.
olayda, garsonun kravatı resmen kördüğümdür ve gömleğin yakasının biri bir tarafta, öteki başka bir taraftadır. hani eli yüzü düzgün gibi duran bir mekanda, eleman komiden bile beter bir tarz yaratmıştır.
deep ise, benden yazar olmaz adlı yazarımızın eskişehir'deki bir etkinliğinde gömleğinin düğmelerini yanlış iliklediğini fark ettikten sonra, böylesine bir şeyi adamın yüzüne çarpması yarmıştır.
arabada...
p: abi nasıl dedin öyle ya, ahaha kravatını düzelt de gel ahaha..
d: harbi dedim mi lan bunu? ben sadece kafamdan geçirdim sanıyodum, neyse s.ktir et iyi ki demişim.