Dangalak ve gerizekalıların dillerine doladıkları adam. Sadece eleştirenler değil, takipçilerininde dangalakça yücelttiği adam.
Nurcu değilim. Kitaplarını az biraz okumuşluğum vardır. O yüzden eleştirilecek noktalarını açıklayayım.
1) cemaleddin Afgani ve onun islamcılık anlayışını desteklemesi. Ama mehmet akifinde bu konuda hataya düştüğünü gördüğüm için ve o islamcı dönemine eski said deyip bıraktığı için bu konuda eleştirilemeyeceğine karar verdim.
2) bilimsellik takıntısı. Kuranı o dönemdeki bilimsel gelişmeler ve o zamanki felsefelerle yorumlaması garibime giderdi. Ama o zamanın materyalizmi yaymak isteyen iktidar çevrelerine bir tepki verdiğini düşününce bu konuda da eleştiri vermek haksızlıktır.
Ama özellikle genç takipçilerinde hala bu bilimsellik tutkusu göze çarpıyor. Her neyse.
3) ebced ve ilm-i cifir deki hataları. Ki düşmanları en büyük kozu burdan alıyorlar.
Ama ilm-i cifir ve ebced hesapları zaten dinen herhangi bir delil değildir. Oradaki tespitleri sadece kendini bağlar.
Yani müceddidlik iddiası kendini bağlar nurcu kardeşlerim. Gelip bana bu adam müceddid falan dersen siktir git derim.
Şimdi bu adamın tek bir kitabını okumadan (ki okusa bile bir kelimesini anlayamaz bu mallar) kulaktan dolma söylentilerle eleştiren gerizekalılara, sırf kürt olduğu için ırkçılık kusan faşistlere biraz bu adamı anlatayım.
Sobayla konuşan deli dediğiniz adam Van'da bir üniversite kurulması için birçok girişimde bulunmuş ve yeri geldiğinde vatanımız için Ruslara karşı savaşmış bir teşkilat-ı mahsusa adamıdır.
Esaretten kurtulunca istanbula gelmiş Ve ingilizleri destekleyen fetvaları eleştirip karşı fetva veren hocalardan biridir aynı zamanda.
ingilizler bu fetva yüzünden öldürülmesine karar vermiştir.
Said Nursi ömrü boyunca hiçbir zaman kürtçü harekette bulunmamıştır. Kürt teali iddiaları yalan ve asılsızdır. Bir teşkilat-i mahsusa adamının bu işlerle alakası olmaz.
Daha sonra Şeyh sait isyanı çıkınca Türk kardeşlerimize silah çekmek caiz değildir demiş ve isyanı desteklememiştir. Yani ırkçı arkadaşlar eleştirdiğiniz adamı bir tanıyın.
Bu andan sonra çileli ömrü başladı. Ve onun elinde sadece bir kalem ve bir kağıt vardı. Devlet o zamanki eli kalem tutan her fikir adamına yaptığı zulmü onada yapmıştır. Sürgünler, zehirlemeler, evlere hapsedip ölümünü beklemeler....
Belki sizin dediğiniz gibi delirmiştir. Siz o baskılarla karşılaşınca ne yapabilirdiniz. Hapishaneleri medrese-i yusufiye olarak tanımlayabilirmisiniz mesela. Ya da başınıza ne gelirse gelsin Rabbinize şükredebilir misiniz?
Ve yazmaya devam edebilir misiniz? Yine bir kağıt ve kalemle mahkemeden mahkemeye sürüklenirken.
Ve de sırf bu milletin mukaddes fikriyatı bozulmasın diye zalimin zulmüne direnebilir misiniz?
Mezarında bile rahat bırakmadı bu korkak devlet!!! Çünkü bizim devletimize göre fikir suçu en büyük suç.