ingiltere'den memleketine tatile gelmiş, sağolsun haber etti de görüştük iki kelam.
özlemişim sofi, vallahi özlemişim. sanallaşan dünyamızda, dostlukların bir özel mesaj kadar yakında olup, yine dostlukların bir özel mesajla bitebildiği dünyamızda, özlemişim sanal olmayan bir dostu görmeyi. öyle çok oldu ki, öyle çok zaman geçti ki dost görmeyeli...
söylüyorum, hep söyledim; onlardan dost olsa ne, düşman olsa ne? onlar bizi sevse ne, sevmese ne? biz sevebildik mi? biz bunca değişimin arasında değişebildik mi?
ya da hata mı ettik değişmemekle? herkes gibi mi olmalıydık? bilmiyorum. ama özlemişim işte seni..
101'i biliyor olmana hiç değinmeyeceğim bile. biraz şanslıydın o kadar. senin gibi iyi oyuncuları diyarbekir'in herhengi bir kahvesinde de görmek isteriz. o oyun, oralarda oynanır.
tamam taş çaldım, kabul ediyorum.
jakuziyi ise, artık ben o ingiltere'ye geldiğimde yaparız. ingiltere'de jakuzi zirvesi, on numara valla.
allah'a emanetsin, bir gece ansızın kavuşuruz belki tekrar...