hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları

entry878 galeri
    652.
  1. Gözlerim dolarak birkaç anımı paylaşayım da burda birgün birdaha okurum heralde.

    1999 Depreminden sonra ekonomik, sosyal ve piskolojik olarak darmaduman olan bir aileden geliyorum. Babam tır şöförüydü. Dişiyle tırnağıyla artırdığı parayı annemin eline verir ertesi sabah tekrar gurbet ellere direksiyon sallamak üzere kuşluk vakti usulca çıkardı giderdi. Arkasından bakar kapı gıcırtısını duyunca yine uyuyormuş numarası yapardım. annem gelir gözlerimi siler eline geçen 3 5 kuruşu aylar boyunca evi çekip çevirmek için olanca gücünü ortaya koyardı.

    Elde avuçta kalmayan parayı da uzunmustafa denen zengin muhitte güzel bir okulda okumak için harcadıklarını şu gün de hatırlıyorum ya Hem kahroluyorum hemde minnet duyuyorum.

    Komşumuz vardı şehir merkezinde dükkanı olan. Çocuğuyla aynı okuldaydk zaten. Arabasına binip şehir merkezine giderdik hergün, ama çocuğu yanında yer olmasına rağmen beni arka tarafa bindirirdi. Öyle koltuk filan yok. Un çuvallarnın üstünde giderdim 40 dakika yolu. indiğimde üstüm başım hep un olurdu. Çocuğunun cebinde para vardı otobüse binerdi okula yetişmek için, ben ise üstüme sinen unu silkeleye silkeleye son dakikada yetişirdim o çoktan okulda kahvaltısını yapmış sırasına oturmuş olurdu. Asıl bende yer eden şey ise üstüme sinen un tam çıkmyordu. Çok öfkeliyim bu hususta, her gördüğümde o çocuğu aklıma üzerime sinen un çuvalları aklıma geliyor.

    Liseyi yine şehir merkezinde okudum , dereceye girerek anadolu lisesini kazanmıştım fakat ozamanlar bilen bilir ingilizce hazırlık dersleri vardı ve kitapları çok pahallıydı. Mecbur ya ikinci el alacaksın yada fotokopi çektireceksin. Bende akrabam olan bir otobüste okulu 2 gün asarak toplam 12 sefer yaparak biraz da bahşişle okul kitaplarımı fotokopi çektirtdim. Annemden isteyemezdim çünkü benim bilmediğimi düşünmesine rağmen biliyordum ki komşumuza süt , yumurta satarak her gün 3.5 milyon cebime zar zor sıkıştırıyordu. Fotokopileri çektirdim ama ilk haftanın sonunda sımsıkı koltuk altımda gezdirdiğim(çantam olmadığı için klasör ile , hemde moda ) bir dakikalığına otobüs durağının yanındaki yere koymuştum, bir dakika sonra şok oldum. Yoktu orda. Hiçkimsenin işine yaramayacak ingilizce kitabını niye alırsın. Hemde şimdiki gbi devlet dağıtmıyor. Ebesinin örekesi kadar pahallıydı. Çözüm aradım bulamadım. Çünkü ilk aydan 2. kez okulu asamazdım. Mecbur anneme söyledim. Babama söyledi ama adamcağızda yoktu. Babaannemden istedim oda gürcüce dedeme çekişe çekişe ( *, *) dedi aldı verdi elime. Sanırım 25 milyondu. o akşam nasıl geçti bilmiyorum.

    Asıl utancım ise zaten babamın cebinde iki kuruş olan parayı yürütmem oldu . Ne yürütmesi. Hırsızlık yaptım... Neden çaldığımı bilmiyorum. Umarım beni affetmiştir babam ozamanlardan. Ben kendimi affetmiyorum çünkü faturaların bazılarını ödeyememişti bana öyle bir bakış attı ki yerin dibine girerim hala hatırladıkça.

    Yokluğun dibini gördüm , ah bayat ekmek normal ekmeğin yarı fiyatı... Babam gidip ilçeden bayat ekmek alırdı. 2 kuruş artsın da çocuklar okusun diye. Boğazımdan geçmezdi ama şikayette etmezdim

    Neyse sözlük. Daha fazla anlatırsam sabaha işe gidemeyeceğim.
    28 ...