osman yağmurdereli

entry157 galeri
    74.
  1. 18 ocak 2008 pazar hürriyet gazetesinde, soner yalçın ın not defteri köşesinde şöyle bahsediliyor kendisinden:

    ...
    Laik Türkiye, kendi Osman

    YaĞmurdereli'sine ne yaptI

    iran islam Devrimi müziği yasakladı; "Fazıl Say"larına izin vermedi. Peki, son 30 yılda müzik konusunda laik Türkiye ne yaptı? Osman Yağmurdereli gibi isimleri hangi koşullar ortaya çıkardı? Neden onlar hep el üstünde tutuldu? Bu kültürel yozlaşma, Türkiye'nin "iranlaşma sürecini" hızlandırmıyor mu?

    TARiH: 6 Şubat 1953.

    Yer: Trabzon.

    Osman Gazi Yağmurdereli dünyaya geldi. Selma-Zeki çiftinin üçüncü çocuğuydu. Faik Levent, Nesime Yasemen'den sonra doğmuştu. Yağmurdereliler soyadlarını Gümüşhane'nin Yağmurdere ilçesi'nden almışlardı.

    Kökleri oralıydı çünkü. Sonra Erzurum Tortul ve Trabzon'a dağılmıştı aile. Baba Zeki Bey, sorgu yargıcı Ahmet Kaşif'in oğluydu.

    Kayınpederi Salih Bey kaymakamdı. Teyzesi, Türkiye'nin ilk kadın sendika başkanı Nevber Yağmurdereli idi.

    Ailede Eşber Yağmurdereli gibi solcular; Nazmi Bilgin gibi gazeteciler; Lemi Bilgin gibi tiyatrocular vardı.

    Osman Yağmurdereli'nin babası Zeki Bey memurdu. Trabzon'un zengin armatör ailelerinden Deteoğlu'ların kızı Selma ile evlendi. Aileye içgüveysi oldu.

    Zeki Bey zamanla memurluğu bıraktı; Trabzon'da yerel gazetesi ve matbaası olan bir işadamı oldu. Siyasete atıldı. Demokrat Parti Trabzon il Başkanı oldu.

    27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi gelince Zeki Bey gözaltına alındı. Yine de siyasetten kopmadı; Adalet Partisi Trabzon il Başkanı oldu.

    TBMM'ye 12. dönem milletvekili olarak girdi. Aynı dönemde, halasının eşi Turan Bilgin de YTP'den milletvekili oldu.

    Osman Yağmurdereli'nin çocukluğu ve gençliği siyasetin merkezi Ankara'da geçti. O, müziği seçti. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü'ne girdi. Siyasetten kopmadı. MHP ye yakındı. Ülkücüydü. Olaylara karıştı.

    Osman Yağmurdereli, 1973 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü'nü bitirdi ve müzik öğretmenliği yapmaya başladı. Aynı zamanda gece kulüplerinde sahneye çıktı. Yeraltı dünyasıyla o dönemde tanıştı. Dündar Kılıç, Hüseyin Cevahir, inci Baba gibi isimler artık onun "ağabeyi" idi. Ankara gazinolarında uzun süre kalmadı.

    Arkadaşı şarkıcı Faruk Tınaz'ın ısrarlarıyla istanbul'un yolunu tuttu.

    Şişli'de tek odalı bir evde türkücü Kamil Sönmez ve Faruk Tınaz'la yaşamaya başladı. Bir süre sonra onlara Asım Ekren de katıldı. Hepsi de eğlence dünyasında çalışıyordu. Apolitik idiler.

    Osman Yağmurdereli, eski kabadayı ağabeylerine istanbul'da yeni bir isim ekledi:

    Alaattin Çakıcı.

    Yeraltı dünyasının pek çok ünlü ismi, Osman Yağmurdereli'yi destekledi, kolladı, onun sahne aldığı gazinolardaki masaları doldurdu. Bu ilişkileri sayesinde, gazinolarda iş yapabilen az sayıdaki insandan biri oldu.

    Sesinin çok güzel olmadığı, diksiyon sorunları bulunduğu, hatta sık sık detone olduğu biliniyordu. Buna rağmen sık sık televizyonda boy gösteriyordu! Yeraltı dünyası onu bir yere taşıdı ama siyasal ilişkileri yıldızını parlattı.

    Arkadaşı Asım Erken'in, Turgut Özal'ın kızı Zeynep Özal'la evlenmesinin ardından o da dönemin bakanlarından Veysel Atasoy'un kız kardeşi Esin Atasoy ile evlendi. Bu evliliğin çöpçatanı, Özal çiftiydi.

    "Baba-oğul gibi olduk" dediği Turgut Özal'ın iktidarı döneminde, yaşamının en parlak günlerini yaşadı. "110 kiloluk bir adam olarak tek başıma sahneye çıkıyorum ve alkışlanıyorum. Üstelik erkek şarkıcılardan hiçbirinin almadığı yevmiyeyi alıyorum" diyordu.

    Arkasına ANAPın siyasal gücünü alan Yağmurdereli, oyunculuğa adım attı. "iz Peşinde" adlı televizyon dizisinde "Komiser Esat" oldu. Oyunculuktan yapımcılığa atladı. Yağmur Ajans'ı kurdu. Kerime Nadir'in "Samanyolu" adlı eserini bir dizi haline getirip TRT'ye sattı.

    ANAP gitti DYP geldi, Yağmurdereli "baba ocağına" döndü. DYP gitti MHP geldi, Yağmurdereli "gençlik ülküsüne" döndü. Sonra AKPden milletvekili oldu.

    TBMM insan Haklarını inceleme Komisyonu üyesi olarak 12 Eylül 1980 askeri darbe döneminde işkence yapılmadığını savundu:

    "işkence 'var' diyen de vardı, 'yok' diyen de var. 'Var' diyene inanmak istiyorsun da, 'yok' diyene neden inanmak istemiyorsun? Birisi görmüş mü? 'Ben oradaydım, Mehmet'i aldılar, yere yatırdılar, falakadan geçirdiler, hayalarını sıktılar' diyen var mı?"

    Osman Yağmurdereli çevresinde hep sevildi.

    Zeki değildi; kurnazdı.

    Son yıllarda yakalandığı kanser hastalığını yendi.

    Magazinin popülerleştirdiği Osman Yağmurdereli, gün geldi magazini eleştirmeye başladı.

    Ve en acıklısı: içkisini içen, káğıt oyunları ve at yarışı gibi hobileri olan Osman Yağmurdereli, bir gün tutup, "Eşimin türbanlı olmasını isterdim" deyiverdi.

    Bu "kültürel yozlaşma" sizce Türkiye'yi nereye götürüyor?

    Siz solcu avukat Eşber Yağmurdereli'yi yıllarca dövüp cezaevlerinde çürütür ve şarkıcı Osman Yağmurdereli'yi el üstünde tutarsanız, bu son, işte böyle kaçınılmaz olur.

    ...
    4 ...