gemide, bandırmada karadan 1 km açıkta demirde bir yandan karanın ışıklarını izliyor, bir yandan hoş ve inceden nerden geldiğini ve bu kadar yüksek sesli neden olduğunu anlayamadığım meyhane müziklerini dinliyorum.
son 2 saattir balık tutmaya çalışmama rağmen sadece 1 tane istavrit tutabildim ironik şekilde önümde gezinen balık sürülerine rağmen. bende tuttuğum o istavriti kesip yem yapıp oltamın ucuna taktım. mevsimi değil ve balığı bu şekilde tutamıcağım bariz. ama gözlerimi alamıyorum oltanın ucundan bir kıpırtı olmasını umut ederek. olmıcak o kıpırtı biliyorum ama yinede umut etmekten kendimi alı koyamıyorum.
umut etmek. olmucağını bile bile. "ya balık değilde aşk meşk umudu olsaydı içimde." diye kendime bu ürkütücü soruyu sormadan edemiyorum. umut insana ne kadar zarar verebilir sevgili dostlar. umut güzeldir ancak bir insanı ipin ucuna bile götürebilir.
neyse. banada bahane oluyor bu umut sahili izleyip gelen müzik seslerini dinlemek için.