üniversitenin ilk yıllarında yurtta oda arkadaşımla yapabildiğimiz nadir geyiklerden birinin konu başlığıdır.
aynı memleketli olduğumuzdan otobüs biletlerimizi beraber seçer hatta çoğunda da dönüş yolculuklarında dahil yan yana otururduk. genelde ciddi konulardan konuşurduk fakat bazen saçmalamak için de çok nedenimiz olurdu. bi gün metro'dan başka bir firmayla gitme şansına erişmişken, uyumaya da yakınken "şu otobüs kazaları..." diye başlayan büyük bir geyiğe imza atmıştık.
- ya bu otobüs kazaları var ya.. hep küçük firmalar mı yapıyodur bu kazaları?
+ yani hep de onlar değildir heralde. zaten haberde de genelde mozaikliyolar firma isimlerini.
- ama bazen de belli oluyo isimleri. mesela metro, ulusoy ya da kamil koç ?
+ bu kadar çılgın gibi kullanıp da kaza yapmamaları saçma olmaz mı zaten?
- bizim otobüsün şöförü sence ?
+ lan, eve varabilecek miyiz :D
- ya bunu şimdi söylemen.. of naptın ya :D
yarı güler yarı ağlar yarı uykulu gözlerle yolculuğun bitmesini bekledik. tam 12 saat. sonra zaten hiç otobüse binmedim.