bu tür yazılarımı ilk defa görenler, garipsemeyin. sadece böyle yazmak hoşuma gidiyor, kendi çapımda eğleniyorum-belki de saçmalıyorum-. fazla hayalciyim.
ben geldim, hoşgeldim, hoşbuldum. ... sadece bir şeyler yazmak istedim, yine, seninle konuşuyormuş gibi. o yüzden geldim buraya, her zamanki gibi. sözlüğü bunun için kullanmak hoşuma gidiyor. geldim de yazacak bir şey bulamıyorum. yine boş cümleler kuruyorum. aslında şey diyecektim... bu gece yine kendimi sana verdim. eskiden her gün yaptığım gibi bu gece de senin şarkılarınla hayaller kuruyorum. senli hayaller. sonuçta hayranınım değil mi? seninle ilk karşılaşmamın nasıl olabileceğine dair hayaller kuruyorum. hangi yaşta, nerede, ingilizcem hangi seviyedeyken, şarkılarını ezberleyememişken, ezberlemişken, rap god'ı bile söyleyebilirken ya da halen lose yourself'i bile tam ezberleyememiş bu halimle... (her şeyin başı ingilizce sanırım) sana hediye vermek istiyorum, bir sürü hem de. elimde ne varsa sana vermek istiyorum, hah tabii ki ihtiyacın yok, onu demiyorum. benim için değerli olan şeylerin sende olmasını istiyorum. mesela resimlerim, seni çizdim o kadar bir sürü. ilk tablom sendin hatırlıyorsun değil mi? aha işte onu sana vermek istiyorum mesela. sonra... sonra işte senin bir sürü resmini daha yapacağım. her boyutta tablolar... hatta ikimizi yanyana çizeceğim, olmayan anılarımızı da çizerim, komik şeyler çizerim. şarkılarını da resmederim. manga bile yapabilirim, haha. senin için proof'u da çizerim elbette ve kızını, kızlarını. bir çizim defteri alacağım ve her sayfasına seni çizeceğim. onu da sana veririm. bir şeyler de yazarım içine. kafiye yapmaya çalışırım, hoşuna gider diye düşünüyorum. peki kabul eder misin ki? etmezsin değil mi? bazen çok havalı ve umursamazsındır diye düşünüyorum. bazen de sıcakkanlı ve samimisindir diye. bekleyip göreceğim. görecek miyim? herkes seni asla göremeyeceğimi söylüyor. ve sana duyduğum bu hayranlığı aşırı çocuksu buluyorlar. belki de hala bir çocuğumdur? konu sen olunca büyüyememişimdir? belki de böyle olmak hoşuma gidiyordur? bu yanlış bir şey mi? utanmalı mıyım? ne olmuş sana hala hayranlık duyuyorsam, posterlerini asmayı seviyorsam? ... hep dalga geçiyorlar. kendileri çok mu mükemmeller? ben böyle benim, böyle rahatım. illa tek dinlediğim ünlü metal ve rock grupları mı olmalı? tek dinlediğim sen değilsin ki. ama herkes öyle sanıyor. sadece tek bir tür dinlemek olmaz ki, hepsinin duygusu farklı. ben rap dinliyorum sorduklarında, yanlış yapıyorum. baksak aslında daha çok rock. üff aman her neyse. ama zaten bozuk olan psikolojim dalga geçmeleri yüzünden daha çok bozuluyor. sosyal fobim de artıyor. ama senden vazgeçmem. eğer vazgeçersem iyice tükenirim. ben diye bir şey kalmaz. kendimi senin şarkılarında buluyorum çünkü. ve senin şarkılarını dinlerken bu berbat dünyadan kendi dünyama geçebiliyorum. ama inanıyorum, bir gün, bende sosyal fobi oluşturan bu kişilerden kurtulacağım, yanına geleceğim. aynı şehirde olmak bile yeter. orada beni anlayan daha çok kişi vardır diye düşünüyorum. bilmiyorum öyle mi? off... hep aynı şeyleri söyleyip duruyorum sana. buraya yazarak savunma yaptığımı mı düşünüyorum? içimdeki rahatsız edici duygudan uzaklaşmış gibi mi oluyorum? hayır öyle olmuyor. kimseyi umursamazdım ben gerçekten. ama artık çekinir oldum. oysa ne kadar rahattım. niye bana bunu yapıyorlar ki? off... beni çok zorluyorlar, gerçekten bıktım. ama burada anlatmak istemiyorum. ya marshall, bildiğin iyi bir psikolog var mı? ortama uyum sağlama ve özgüven konusunda yardım almam lazım. ... konu niye hep bana geliyor ya... açtım şimdi not afraid'i. geçmişe geri döneceğim, bu klibi ilk izlediğim zamana... kliplerini ilk defa izleyişim... her şey çok güzeldi. liseye geri döneyim ya. lise birde kalayım. hiç bitmesin o yıl. aha... and i just can't keep living this way. so starting today, i'm breaking out of this cage. i'm standing up, i'ma face my demons. i'm manning up, i'ma hold my ground. i've had enough, now i'm so fed up. time to put my life back together right now! ... kısmı geldi tam bu sırada. güzel denk geldi değil mi? ben de böyle yapmalıyım. artık bir şeyler yapmalıyım. daldım gittim yine. yahu ben bir arkı bulmuştum yıllar önce. role model diye indirmiştim başka bir şey çıkmıştı. adında yazıyor ki shady records-there-up-eminem ft.d12-we ain't goin' nowhere. 5 yıldır bulamadım bunu internette. we will rock you'dan sözler var, onun temposu var. neyse... seni seviyorum he bunu bil. seni seviyorum deyince yonca evcimik'in haydi sallayalım dünyayı adlı şarkısı geldi, çocukluğuma gittim. cerenle kral tv'yi açar, dans ederdik. neysee neyse... buraya yazmaya üşeniyorum. sadece eksi oy alacağım. buraya yazmakla elime bir şey geçmiyor. sana anlatacağım yani anlatmak istediğim çok şey var. sana soracağım çok şey var ama bunları yüzyüze konuşmak istiyorum. umarım bir gün bu hayalim gerçekleşir.
edit: en büyük hayranın sayılmak için hakkında her şeyi bilmek, tüm şarkılarını albümlerini falanı filanı bilmem mi lazım? sadece gerçekten her şeyini seviyor olmam yetmez mi? tabii ki de hakkında fazlaca şey biliyorum. ama hafızam kötü, gerçekten her şeyini bilmek aklımda tutmak istiyorum ama olmuyor.
saçma bir yazımın daha sonuna geldik. ama ben bir gün sana sarılacağım. i got a room full of your posters and your pictures, man. ... just to chat truly yours, your biggest fan, this is stan. *