aşağıya yazılacak olan diyalog,
dayıyla çıkılan spor maksatlı, fakat beyni yoran sabah yürüyüşlerinin anısıdır.
günaydınlaşıp epey bir yol aldıktan sonra hoş beş falan derken ilginç bir soru gelir;
birinci gün: sabah yedi suları, yani karga bokunu yememiş.
- arkadaşlarla konuşuyoz dün, laf arasında diksiyon diye bi kelime geçti. ne demek o? ilk defa duyuyorum.
- konuşma sanatı dayı işte, spiker gibin falan konuşmak yani.
- hmm anladım.
ikinci gün: aynı saatler aşağı yukarı, iki yanımızda sokak köpekleri.(korkuyorum ama çaktırmıyorum)
- ya dün hani diksiyon diye sormuştum ya sana, ne demekti o, bi daha desene.
- hani düzgün konuşma falan filan işte dayı..
- hee hatırladım.
üçüncü gün: aynı vakitler, köpekler pek iyi yol arkadaşıymış meğer.
- günaydın..aa ayakkabları değiştirmişin.
- evet çok ayağıma vurdu, bunları yeni aldım.
- iyi yapmışın o senin eski ayakkabların diksiyonu bozuktu.
- öğrenmişsin sen diksiyonu dayı ya, bak cümle içinde bile kullandın. eheh.