sosyalizm

entry693 galeri ses1
    452.
  1. 1. Sosyalist Fikirlerin ve başarılar

    Sosyalizm günümüzün parolası/düsturu ve belgi sözüdür [tekrarlana tekrarlana olağan
    hâlini almış kelime veya deyimidir]. Kitleler onu onaylamaktadır. O, kitlelerin düşünce
    ve duygularını ifade etmektedir; zamanımıza mührünü vurmuştur. Tarih hikâyemizi
    anlattığı zaman yukarıdaki bölümü, “Sosyalizm Çağı” şeklinde yazacaktır.
    Şimdilik, sosyalizmin, ideallerini temsil edebilecek bir toplum yaratmamış olduğu
    doğrudur. Ama bir nesilden daha fazla bir süredir medenîleşmiş ülkelerin politikaları
    sosyalizmin ağır ağır gerçekleşmesinden başka bir yöne doğru yönlendirilmemiştir.1 Son
    yıllarda bu hareket, gözle görülür bir şekilde aşkla şevkle büyümüştür. Bazı milletler,
    kelimenin tam anlamıyla, bir çırpıda sosyalizme geçmeye uğraşmışlardır. Rusya
    Bolşevikliği, gözlerimizin önünde, ister onun önemli olduğuna inanalım ister
    inanmayalım, projelerinin hayli büyük olmasından dolayı dünya tarihi için en
    ehemmiyetli başarılardan birisi olarak kabûl edilmesi gereken bir şeyi daha yeni
    gerçekleştirmiştir. Başka bir yerde hiç kimse bu kadar başarı elde etmemişti. Ama, diğer
    insanlarla birlikte, sırf bizzat sosyalizmin iç tutarsızlıkları ile sosyalizmin bütünüyle
    hayata geçirilemez olduğu gerçeği, sosyalist zafere mani olmuştur. Onlar, belirli/verili
    şartlar altında yapabilecekleri kadarını yapmışlardır. ilke olarak sosyalizme muhalefet

    etmek kolaydır. Bugün, etkili hiçbir parti, kendisini üretim vasıtalarında özel mülkiyete
    adamaya açık bir şekilde cür’et edemeyecektir. “Kapitalizm” terimi, çağımızda, bütün
    kötülüklerin toplamını ifade etmektedir. Sosyalist fikirler, sosyalizmin muhaliflerini bile
    hâkimiyeti altına almaktadır. Özel sınıf çıkarı bakış açısından hareketle sosyalizmle
    mücadele etmeye uğraşırken bu muhalifler –hassaten kendilerini “burjuvazi” veya
    “köylü” olarak adlandıran partiler- sosyalist fikrin bütün esaslarının geçerliliğini dolaylı
    bir şekilde kabûl ederler. Zira, eğer sadece, insanlığın bir bölümünün belirli
    menfaatlerine zarar veren sosyalist bir programa karşı bir itirazda bulunmak
    mümkünse, bir kimse hakikaten sosyalizmi onaylamış demektir. Eğer bir kimse, üretim
    vasıtalarında özel mülkiyete dayalı iktisadî ve sosyal teşkilâtlanmaya ilişkin bir sistemin
    topluluğun menfaatlerini yeteri kadar dikkate almayıp, sadece tek bir katmanın
    menfaatlerine hizmet ettiğinden ve üretkenliği sınırlandırdığından şikâyet ediyorsa;
    eğer bir kimse, netice itibariyle, çeşitli “sosyal-siyasî” ve “sosyal-reform” hareketlerinin
    destekçileriyle birlikte iktisadî hayatın bütün alanlarında devlet müdahalesini talep
    ediyorsa; şu hâlde bu kimse, sosyalist programın ilkelerini esas itibariyle kabûl etmiş
    demektir. Veya yinelersek, eğer bir kimse sadece, insan tabiatının mükemmel olmayan
    yanlarının sosyalizmin hayata geçirilmesini imkânsız hâle getireceği veya
    sosyalleştirmeye doğru bir kerede ilerlemek için hâlihazırdaki iktisadî şartların
    elverişsiz olduğu gerekçesiyle sosyalizme karşı çıkabilecekse; şu hâlde, bu kimse sadece,
    bir kimsenin sosyalist fikirlere belirli şartlarla teslim olduğunu itiraf eder. Milliyetçi de
    sosyalizmi onaylamakta ve sadece onun milletlerarası oluşuna karşı çıkmaktadır.
    Sosyalizmi emperyalizme ilişkin fikirlerle telif etmek istemekte ve yabancı milletlere
    karşı mücadele etmektedir. Milliyetçi, milletlerarası değil, millî bir sosyalisttir; ama
    sosyalizmin temel ilkelerini de onaylamaktadır.2
    0 ...