yargılanmadan ölmüş olmasına üzüldüğüm kişi. ne öldükten sonra nefret kusacağım ne de ruhu için iyi şeyler dileyeceğim. ailemizin birçok bireyine zararı dokunmuştur, başta babam olmak üzere. babaannem kürt, dedem türk. babam melez bir çocuk. babaannem okulda zorlanmasın, dışlanmasın diye kürtçe öğretmemiş babama. böyle de düşünceli bir insanmış. babam van'dan diyarbakır'a okumaya gitmiş: türk dili ve edebiyatı. siyasete bulaşmıştır. evet bulaşmıştır diyorum, çünkü bu illet bizim ülkemizde canlar almış, hayatlar bitirmiş. diyarbakır cezaevine giriyor. kurdukları bir dernek yüzünden. kitap okuyup, oturup (kimine göre bölücü, kimine göre sosyalist vs vs) düşüncelerin konuşulduğu basit bir dernek. silahlı eylem yok. her neyse. 17 gün lağım suyuyla dolu, penceresinin her daim açık bırakıldığı bir hücrede kalıyorlar 11 kişi. dayak, işkence, lağım suyunda sürünme, açlık, soğuk, bitlenme. ne ararsan var. hücreye alınıyorlar. kule ol, yok ol talimatlarına uyarak 50 kişinin üstüste çıkarılması, ranzaların altına saklanılması. sonra dayak. babamın türk dili edebiyatı öğrencisi olduğunu öğrenince 1 kelime dahi türkçe konuşmayan 4 köylüye istiklal marşını ve gençliğe hitabeyi ezberletme görevinin verilmesi, bir köylünün şerait kelimesini sürekli şeriat olarak tellafuz etmesi sonucu babamın da dayak yemesi.
bu ve başka birçok olay. sadece 5 ay yaşadı orada babam. sonrasında klasik türk filmi. alkol, kumar. yaklaşık 7 sene kendine gelememe halleri.
evet bu yazı ne kenan evren hakkında oldu ne de ona lanet okudu. ben bu yazıyı babam için yazdım. kenan evren için bir şey yazmaya değmez çünkü.