17 ağustos 1999

entry900 galeri
    654.
  1. Henüz dokuz yaşındaydım. Aşkın ne demek olduğunu bilmediğim yaşta. Ama onu görünce kalbimin atışındaki farklılığı, o konuşurken başka hiçbir şey duymadığımı, onunla oyun oynamanın verdiği zevki hiçbir atari oyununun vermeyişini ve daha nicelerini ben bilirim. Aynı mahallenin çocuklarıydık. Evlerimizin arasında sadece bir ev vardı. Şule, ortak arkadaşımızdı ama bizden iki yaş büyüktü. Ona söyledim ilk. Böyle böyle dedim. Ertesi gün geldi, o da öyleymiş engin dedi o da senin gibi hissediyor. Dokuz yaşındayım abi dokuz, televizyonda pokemon varmış gibi, annemin biraz daha atari oynamama izin vermesi gibi, dondurma yiyormuş gibi, çocuk gibi ulan çocuk gibi sevinmiştim. Bugün olmaz, cesaretimi toplayıp neler söyleyeceğimi de düşünüp yarını bekleyeyim dedim. Akşam oldu ve yatağa girdim. Heyecandan uyuyamıyor, sağa sola dönüp duruyordum. Kafamda yarını canlandırıyordum. Hayaller kuruyor, durmadan da gülümsüyordum. Öyle de uyuya kalmışım. Ne olduğunu anlamadan uyandım. Sallanıyorduk, çalışma masamın kapakları açılıp kapanıyor, muazzam derecede ürkütücü bir ses çıkartıyordu. Anne diye bağırabildim, korkma oğlum diye bir ses geldi yatak odasından. Ne olduğunu anlayamıyordum. Ben olup biteni kavramaya çalışırken sokağın ortasında bulduk kendimizi. O geceyi çayırda geçirdik. Günün ilk ışıklarında mahalleye gitmek istedim, tehlike sebebiyle annem göndermedi. Onu düşünüyordum. O nerede, göremiyorum diye kendime soruyordum. Fırsat bulup kaçtım çayırdan. mahalleye geldim, evleri yıkılmıştı. kurtarma çalışmaları devam ediyordu ama resmi bir ekip işi değildi. mahallenin gençleri, amcaları tarafından yürütülüyordu bu çalışma. benim abim de içlerindeydi. bizi yaklaştırmıyorlardı. bekledim, bekledim, bekledim. Aileden hepsi dışarıda, enkaz altında bir tek o kalmıştı. hiçbir yere kımıldamıyordum. En sonunda o acı haber geldi. Enkazdan çıkartılırken seyrettim onu. abimin kollarındaydı. Müberra ölmüştü. ağladım, ağladım, ağladım. Konuşmak için yarını beklemiştim. Yarın oldu ama o yoktu. Uzun yıllar etkisinden çıkamadım. babasının adı mehmet idi. depremden altı, yedi yıl sonra falan bir kızları daha oldu. adını müberra koydular. Şimdi aynı mahallede oturmuyoruz ama yine çok yakınız. Bizim evin hemen yanında çocuk parkı var ve odamın camı parka bakıyor. Orada oynarken görüyorum onu. Bazen oturup onu izliyorum, kendi çocukluğumuzu hatırlıyorum. Tam da onun yaşındaydık. Ara sıra yolda denk gelince seviyorum, öpüyorum, saçlarını okşuyorum. Mahallenin diğer çocuklarına nazaran ona neden bu kadar ilgi gösterdiğimi şaşkın bakışlarından sezebiliyorum. Ama bunun cevabını sanırım hiçbir zaman bilemeyecek.

    Seven, sevdiğine sevdiğini söylesin. Yarın çok geç olabilir.
    7 ...