"ben bir şeyler biliyorum" diyen çoğu uludağcının ipliğini pazara çıkaran tartışmalara sebep veren güzel abimdir.
bu kadar yüzeysel, bu kadar kulaktan dolma bu kadar yaldızlı-kabartmalı başlıklı kitaplı konuşmalar nasıl çiğ kaçıyor, nasıl tüm yazılanları bir çırpıda çöp ediyor belli değil. tartışmanın bir faydası yok. bunu yeni anladım da, bunca zamandır girmiş olduğum tartışmalardan edindiğim bir iki gözlemi yazayım. belki bir işe yarar. öncelikle deniz'i savunacak, onunla ilgili konuşacak arkadaşlara bir iki tavsiye;
*saygı duyuyorum geyiğiyle sürekli karşılaşacaksınız. %80 böyle girerler bu tartışmaya. temel atma niyetine.
*temel atıldıktan sonra, kandırılmış gençler, aslında cesur ama sscb'nin gizli amaçlarına alet olmuş gençler edebiyatı başlar
*tartışma ilerledikçe, "onlar da adam öldürdü" "hiç vahşice öldürülen sağcıları demiyonuz ama" demagojileri başlar (bi bok bilmeyenleri işin içine başbağlar katliamını bile sokar)
*realist değillerdi, hayalciydiler, akılları bir karış havada heyecanlı gençlerdi gibi laflar gelir peşi sıra. bu vesileyle realizmin götüne koyayım size bir şey olmasın. özal realistti işte, 1 koyup 3 aldı. geri kalmış devlet realistleri, öyle bir uluslararası politika bilirler ki kissinger bunları duysa ana rahmine dönme sendromuna girer.
*baktılar hiç olmadı, işin içine ajanlar girer. james bond filmlerinden çokça etkilenmiş, kurtlar vadisici bu zevat, istihbarat denen nanenin dünyanın geleceğini şekillendirdiğini zanneder. bilmez ki iş lawrence'da değil, iş araplardadır. hiçbir toplumsal olay kışkırtma sonucu meydana gelmez. biriken toplumsal baskılardır toplumsal olayların sebebi. kışkırtma, sadece kıvılcımdır. ama o gazın orada nasıl biriktiğini sorgulamayacak geri zekalı tabii ki tüm işin kıvılcımda olduğunu düşünecektir. bunların çoğu 1. dünya savaşı'nı o sırp gencinin çıkardığını zanneder. ama direkt suratlarına da gülemeyiz. ayıp.
.....
ne sıkıcı bir konu. 5 yaşında çocuğa anlatır gibi... gerçi kızım sana söylüyom adriana lima sen anla tarzında yazdım da çok sıkılmadım.