172.
-
bölünen bir ülkeydi gidişin
esaret değil gölgesizlik
tutkunluk sadece mısralara
bildiğim birkaç notadan süzdüğüm sesin
züppe bir güneşsin
salak bir yakamoz
romantik dakikalarca sevip sevişerek tükettiğimsin
sen ne dersen de
inlemelerimde kaybolmaktı tek istediğin
ve inleyişlerinde gözlerimi oymak
yok öyle aşk denen dipsizlik
yakışıksız iki cümleyle ıslatmak değil kuytu, tenha, ucube karanlığını
boğulduğum terin değil, nefesin
mezarlık gülleri kadarsın
sevilmek zorunda kalan
ne sahibinin işine yarayan
ne de koklayamayanın şehvetine ortak olan
hadi gül şimdi, bu kadarı yeter mi?