şu anda türkiye'den yedi saat ilerideyim. telefonun dediğine göre dışarıda hava-4 derece. bu gecenin uykusuzluk menüsüne güzel işleyen ofisimi ortağıma bırakarak yurtdışında çalışma kararı verdiğim tarihten beri sgk primi yatırmadığımı hatırlayarak başladım. "prim borcu on bini bulmuştur" derken "ula havale ile borç tutarını göndersem acaba parayı karı kızla yer mi?" diye düşünerek hüzünlendim. bu kez de aklım değerini yitiren türk lirasına gitti. " türkiye'ye, büyük parti bir iplik ihracat işine aracı olmadığım için şanslıyım. güzel yurdumda batan tekstil fabrikalarının haddi hesabı yok. sonuçta konu işe geldiğinde son derece hoşgörüsüz olan koreliler ile ben papaz olacaktım." dedim. tam bu esnada dışarıdan geçen modifiyeli bir aracın sesi üzerine eşimin arabasının navigasyon zamazingosuna gelen update sebebiyle en azından ingilizce yüklemem gerektiğini hatırladım. hepsinin ardından çişim geldi uykum kaçtı. elimde kore cipsi * smart tv'de browser üzerinden ntv'yi açtım real ile şalke'nin duellosuna kaptırdım kendimi. birazdan da haberlere bakıp güne maymun gibi bir başlangıç yapmayı düşünüyorum.
sonuç: düşünce düşünceyi, tasa tasayı getirir. rahat bir kafa ile yatağa girmeyene uyku haramdır.
edit:ama türkiye ne fakirleşti, hayat ne pahalı oldu be arkadaş! Burada ortalama gelire sahip bir koreli'nin kazandığını 9 asgari ücretli türk vatandaşı kazanamıyor.