Özgecan Aslan davasında suçluların alması gereken cezayı Av. Hediye Gökçe Baykal yazdı.
Özgecan Aslan, 2015 yılının resmi kayıtların göre ülkemizde cinayete kurban giden 21. Kadın. Resmi olmayan kayıtlar neler söylüyor bilmiyoruz. Özgecan 20 yaşında bir üniversite öğrencisi. Evine gidiyordu, arkadaşı ile dolmuşa bindiler, arkadaşı indikten sonra Özgecandan bir daha haber alınamadı. Ailesi tarafından polise başvurulması üzerine, son bindiği dolmuş tespit edildi. Dolmuştaki kan lekeleri tavuk kestik diye açıklandı. Genç kızın cesedi, 3 gün sonra bir dere yatağında yanmış olarak bulundu. Bıçaklanarak öldürülmüştü üstelik tecavüze uğradığı iddia ediliyordu. Genç kızı öldürdükten sonra yaktıkları ileri sürülen 3 kişi yakalanarak gözaltına alındı. Katil zanlısı Suphi A. ifadesinde; genç kızın dolmuşta tek kalması üzerine dolmuşun güzergahını değiştirerek bir yerde durduğunu, kıza tecavüz etmeye kalkınca kızın kendisine biber gazı sıktığını ve direndiğini, bunun üzerine kızı bıçaklayıp başına demir çubukla vurduğunu, daha sonra babası ve arkadaşına haber verdiğini, onlarla birlikte cesedin üzerine benzin dökerek yaktıklarını söyledi. Üstelik maktule, boğuşma sırasında zanlının yüzünü çizdiğinden Tırnak aralarından DNA örneği alınmasın diye ellerini bileklerinden kesip yaktığını da ekledi. Soğuk kanlılıkla..Özgecan Arslanın katil zanlısı halk tarafından Linç edilmek istendi, idam edilsin çığlıkları hem aile hem de sosyal medya üzerinden bir çok kişi tarafından dile getiriliyor. Ancak bilindiği üzere mevcut Ceza Kanunlarımızda idam cezası öngörülmüyor. Peki genç kızın katil zanlısı, babası ve arkadaşı ne gibi cezalarla karşı karşıya?Öncelikle belirtmek gerekir ki; zanlının maktule tecavüz ettiği henüz belirlenmemiştir. Yapılacak otopsi incelemesinden sonra ortaya çıkacak bu durum suçun vasfını belirlemede yardımcı olacaktır. Türk Ceza Kanunu 102. Maddesi cinsel saldırı suçunu düzenler. Maddenin 6. Fıkrası suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur şeklindedir. Mevcut olayda her ne kadar maktulenin ölümü cinsel saldırı sonucu oluşmasa da 4. Fıkrada düzenlenen suçun işlenmesi sırasında mağdurunun direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebir kullanmak durumu oluştuğundan 6. Fıkranın uygulanacağının kabulü gerekir. Dolayısıyla Zanlı ağır ceza mahkemesinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanacaktır. Zanlının ifâdesinde maktuleyi güzergah dışında tenha bir yere götürdüğünü söylemesi ise Hürriyeti tahdit suçunu oluşturur. Dna örneklerini ortadan kaldırmak için genç kızın ellerini kesmesi veyahut cesedin yakılması, suçu işleyen kişinin suç delillerini yok etme, gizleme veya Değiştirme suçunun faili olamayacağından ayrı bir suç olarak değerlendirilemez. Katil zanlısının babası ve arkadaşı cesedi yakmak ve dere yatağına atmak sureti ile Türk Ceza Kanunu 281. Maddesinde düzenlenen suç delillerini yok etme, gizleme veya Değiştirme suçunu işlemişlerdir. Madde Hükmü faile 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasını öngörür. 765 sayılı Kanunda maktulün cesedini saklamak ayrı bir ceza olarak düzenlenmiş ise de 5237 sayılı yeni Ceza Kanununda bu yönde bir düzenleme olmadığından suçun niteliği, suç delillerini yok etme, gizleme veya Değiştirmedir. Olayın oluş şeklinin aydınlanması, otopsi raporu ve diğer deliller ile suçun niteliğinde değişiklik olabilir. Ancak tüm kamuoyu gibi bizim de endişemiz zanlı lehine uygulanacak hükümlerdir. Daha önce benzer olaylarda uygulanan kısa etek giydi cilve yaptı zaten bâkire değildi indirimleri bu endişeyi artırmaktadır. Bugüne kadar verilen cezaların caydırıcı özelliği olmaması gerçeği karşısında, somut olayda zanlıya verilecek ceza ile benzer Olayların önünün kesilmesini umuyoruz.