2015 yılında "tecavüz" kelimesinin yetersizliğini bize kanıtlamış olan, yaşadığı bu kötü durumla sembolleşen şansız birey. işin kötü tarafı ise, bir olgunun mağdurunu o olguya özdeşleştirerek günlerdir medyada dillendirilmesidir. Şuan toplumun büyük bir bölümünün "tecavüz olayları gerekten var!" cümlesi yerine kullandığı bu sembol ismi rahat bırakmalıyız. ailesine tekrardan baş sağlığı dileyerek, yaşanan durumun hassasiyetine değinenlere başka sorular yöneltimesi gereklidir.
örneğin, artık isimleri ele almadan (çünkü bu fenomen bir kere gerçekleşmemiştir) genellememizi karakterlere bürüyerek anlatmalıyız.
A kişisi, B kişisi tarafından tecavüz edilmiştir. (isimler kullanılmadığı zaman inandırıcılığını mı yitirdi?)
B kişisi bu olaylar gerçekleştirilmeden önce bu harekete teşvik ettiren edimsel duygularından arındırılabilir miydi? yani, bir toplum aynı zamandan kendini meydana getiren her bir bireyden sorumlu ise, bu yaptırımın sebepleri tartışılarak en azından eğitim sistemine, iş hayatına ya da aile yaşantısı üzerine tedbir alıcı eğitimler verilemez miydi? bir bireyin bu "kötü" hareketi gerçekleştirmemesi için din ve devlet kanunları ya da insan hakları yeterli caydırıcılığa sahip değilken, bireylerin de yeterli eğitimi alamaması bu sonuçları doğuruyor olabilir mi?
Suçlu sayılması gereken kişi bu fenomeni yaşayan/yaşatan kişi mi, yoksa toplumun bütünü olarak bizler miyiz?
nevrozlu/psikotik kişilerin tespiti için bir çalışma başlatılabilir mi? eğer böyle bir çalışma yürütülüyorsa neden bizlerin haberi yok?
bu soruların sorulmuş olmaları da yetersiz mi geliyor? cevapları istiyorsunuz ancak kimse vermiyor mu? o halde lütfen en azından kendi çevrenizde bu durumun ciddiyetini bahsi geçen isimleri kullanmadan bildirmeye devam edin. umarım, gelecekte bir gün, gerekli tedbirler -eğitimden bahsediyorum, idamdan değil- yeterli ölçüde alınacaktır.