faiziyle birlikte 3200 küsür tl şahsıma tahakkuk eden, sinir sistemimi tamamıyla alt üst eden lanet olası bir çeşit borçtur. hangi sosyal devlet anlayışına, hangi insan haklarına, hangi adalete nasıl yakıştığı konusunda sorduğum sorulara bir türlü yanıt bulamadığım bir çeşit gasptır. bu ülkede bir şeylerin doğru gittiği, güzel gitmeye başladığı konusunda ne zaman olumlu bir kanaate varsam mutlaka olumsuz bir şeylerle karşılaşıyorum, karşılaşıyoruz...
vatandaş kendi sağlık primini kendisi mecburen ödemek zorunda bırakılıyorsa burada bana kimse sosyal devlet anlayışından bahsetmesin! her hangi bir işte çalışıyor olsan zaten işveren senin adına ödemekle mükellef. ya çalışmıyorsan? kendin ödeyeceksin! sağlık hizmetinden yararlansan da, yararlanmasan da ödeyeceksin.
yahu adamın işi yok, parası yok, ödeyecek durumu yok! ay sonu fatura nasıl ödenir diye yığınla hesap kitap yapıyor!.. olsun biz borç yazalım parası olunca faiziyle tahsil ederiz mantığındalar...
ciddi manada insanın isyan etmemesi için büyük bir sabır potansiyeline sahip olması gerekir. vatandaşı bir taraftan düşünür gibi görünüp diğer taraftan söğüşlemeye çalışmak benim aklıma tribünlere oynayan futbolcuları getiriyor...
üzülerek söylüyorum bu sistem zengini daha da zengin, fakiri daha da fakir yapma yolunda epeyce bir mesafe katetti! orta direk zaten kalmadı da, düşük gelirli vatandaşın da bu vergi, borç, maliyet ve gider yüküyle ayakta kalması çok zor! allah yardımcıları olsun.
bu borcu ödemekle ödememek arasında yoğun kararsızlık içerisindeyim. canımı sıkmış durumda ve buna sebeb olanlara hakkımı helal etmediğimi deklare ediyorum. yine bir seçim öncesi vatandaşın ağzına bir parmak bal çalarcasına çıkmasını beklediğim ceza affına mı umut bağlasam? öte yandan her ay faiz bindirimi enflasyona yakın oranda devam ediyor... yapılandırma süresini geçirince de nur topu gibi bir birikmiş faiz meblamız olacak! hadi hayırlısı...