uğur mumcu, bu ülkenin özgürlük turnusoludur. ne kadar özgür olacağın hep bir araba anahtarına, bir otobüs yolculuğuna veya bir matbaa baskınına bağlıdır bu ülkede. özgürsündür ama kuyruklara basmadığın sürece, zeki olmadığın sürece, öngörülü olmadığın sürece.
uğur mumcu bilmez miydi televizyon programlarına çıkıp tuzu kuru yorumlarla "ne şiş yansın ne kebap" yapmayı, bilmez miydi ihale ilanı gibi köşe yazıları yazdıktan sonra tatillerini barcelona'da paris'te geçirmeyi, bilmez miydi hayatta kalmayı?
bilirdi elbette. 22 yıl önceden neredeyse 50 yıl sonrasını gören birisi bunları nasıl bilemez?
tercih etmedi sadece.
özgür olmayı tercih etti.
ve özgür ölmeyi.
boynunda bir ilmek, tasmaya dönmüş bir ip, şişkinliğinden sual olunmaz bir banka hesabı, yıllar sonra okununca yazanından çok okuyanını utandıracak yazılar / kitaplar...
bunları bırakmadı ardında.
onur bıraktı, şeref bıraktı ve bolca özgürlük...
sınırlandırılmaya çalışılırken evrenselleşen bir özgürlük.
başka türlü ölmek mümkün mü bu ülkede, özgürlük sınırlarını genişletmeyi kafana koymuşsan?