tarih

entry249 galeri
    136.
  1. tarih bilimi türkiye'de gerçekten içler acısı haldedir.

    iş bulamayan fen-edebiyat fakültesi mezunlarından ve tarih öğretmenlerden bin kat daha acı olan şeyler var.
    bir üstat "türkiye'de tıp,tarih ve din alanlarında herkes ahkam keser" diyor. ne kadar da doğru demiş.
    herkesin uzman kesilmesi bir yana tarih konusunda uzmanların hali ne ola ki derseniz cevabımız maalesef daha trajikomik durumdadır.

    bazı uzmanların beyanları var ki insanın yanlışlara ve haksızlıklara isyan edesi geliyor.
    büyük aptallıklar mı yoksa manipülasyon mu yapıyorlar bilemiyorum, bilemiyorum.
    ve maalesef bu konuda hüsnü zannım yok. insanın aptallığına daha çok inanır oldum. bunu entelektüel aptallık diye tabir etsek mi bilemedim.
    adam senelerce okuyor, yabancı lisanlar öğreniyor. fakat geldiği noktada öyle sözler söylüyor ki gerçekten insan hayretler içerisinde kalıyor. buna uygun bir darb-ı mesel var: "ilim cehli giderir eşeklik baki kalır." biraz sert ama problemimizi ve ahvalimizi anlatmak açısından yerinde oluyor.

    aşağıda bir tarih bölümü başkanın içler acısı röportajı var. bunu hakaret etmek için söylemiyorum gerçekten içler acısı olduğunu düşünüyorum ve üzülüyorum.
    mesela röportajda diyor ki: "'yurtta sulh cihanda sulh' öyle böyle, içi boş, afakî bir söz değil aslında. Türkiyenin hakikaten Atatürkün milli dış politikasına dönmesi lazım acilen."

    gerçekten içler acısı.

    mustafa kemal atatürk 1923'den 1938'e kadar dört dönem ve 15 sene cumhurbaşkanlığı yaptı. bir defa bile yurt dışı seyahatine çıkmadı. kendisinin ise ingiltere kralından yunan başbakanı ve iran şahına kadar çok sayıda ziyaretçisi olmuştur. ahmet taner kışlalı "kemalizm laiklik ve demokrasi" kitabında bununla övünür ve "bu atatürk'ün ne kadar büyük bir dahi ve örnek alınan bir lider olduğunu gösterir" der. kışlalı hayatta olaydı "hocam acaba ingiltere kralı da mustafa kemal'i örnek mi alıyordu" diye insanın sorası geliyor.

    peki gelelim tarihsel problemimize. problemimiz şu: mustafa kemal atatürk neden hiç yurt dışına çıkmadı? "yurtta sulh cihanda sulh" ne demektir?

    kemalistlere sorarsanız size "yurtta barış dünyada barış" güzellemeleri yaparlar. ama işin iç yüzü öyle değil tabi! "yurtta sulh cihanda sulh" lafzının dışı seni yakar içi beni. muhtevasına hakim olmadan ne güzel söz diyebiliriz. "yurtta sulh olsun cihanda sulh" dünya güllük gülistanlık olsun. hümanizm ne hoş şey! fakat işin künhüne vakıf olunca anlıyoruz ki mustafa kemal'in hiç yurt dışı seyahati yapmaması sadece hümanizmden kaynaklanmıyor. temelinde yatan şuurda "kimse bana karışmasın, ben kimseye karışmayayım" anlayışı var. yani türkiye kendi kabuğuna çekilsin, kendi topraklarının dışında cereyan hadiselere burnunu sokmasın o zaman başımız ağrımaz.türkiye tarihine baktığımızda bu kafanın ne kadar haksız olduğunu görürüz. balkanların ve ortadoğu'nun kucağında bu pek mümkün görünmüyor. sen yönetmezsen seni yönetiyorlar. türkiye güçlü olmak ve menfaatlerini ezdirmemek zorunda. daha bunu anlamaktan aciz profesörlerimiz var. yüzyıllık ezberlerden oluşan at gözlüğüyle hadiselere bakanlar farkında olmadan türkiye'ye en büyük zararı veriyorlar. koca koca kitapların önünde poz vererek ilim adamı olunur mu?

    http://olay.com.tr/m/maka...afak%C3%AE-soz-degil.html

    aşağıda bu "atatürk neden yurt dışına çıkmadı?" sorusunu soran bir yazı var. cevabı vermemiş ama faydalı olacağını düşünerek ekledim.

    http://arsiv.indigodergisi.com/arsiv/doc41.htm
    0 ...