sözlük yazarlarının itirafları

entry163282 galeri ses32
    111704.
  1. platonik dalgalanmalardı sözlük, çatışmalardı en yakın arkadaşınız... karşı tarafın her hareketinden bir anlam çıkarmaya çalışırsınız ve bu sizi bir ayran gibi çalkalar.

    bekliyorsunuzdur gelmesini, buluşacaksınız belli ki. dakikalar geçmiyor..

    +''lan ya seviyosa? söylesem mi acaba? yok lan. ya bu sefer de uzaklaşırsak? hay amınakoyim. ya da söyleyim ya. dur tosbik kendine gel amk. neyse siktir et. ya da. oofff. ya gelsin söyl... eh yeter ama, neyse geldi''.

    ''o'' gelir.

    +''kanka naber ya hehehe (amıma koyayım ben benim. kanka dedim yaaa)''
    -''iyilik senden? hihi''
    +''iyii nooğlsun. şey ya ben bişey diycem ama kendime pek güvenemiyorum biliyon mu hehe''
    -''ne diycen? de işte ya haha''
    +''yok ya boşver.''
    -''söylleeeeee...''
    +''şey, sim. simit ya, heh simit var yer misin?''
    -''yok sağol, ne diycektin?''
    +''simit işte, seviyorum çok. çok seviyorum aşığım susamlarına''
    -''kendine gel tosbağa ne diyosun amk''
    +''ayran yok mu sende? beraber çok uyumlu olurdu. bayadır birbirlerini tanıyolar ya hahahahaha'' (yani diyorum ki tüyü nereye dikiyoruz...)
    -''yok ayran falan mal ya heheh, ne diyosun açık konuş''
    +''gidiyorum ben amınakoyim''
    -''olum noluyo lan. tosbiiiik?''
    +''yok bişey kızım. yok. al simit ye, gözüne çok iyi gelir.'' (sanırım kalp gözünden bahsediyordum)
    -''ne diyosun tosbağaaaaa?''
    +''...''

    gitti tosbağa. fena gitti. gidişli gitti bildiğin, rötarsız. aradan 1.35 yıl geçti (matematiğim sağlamdır bilirsin). kız mc donald's'ta erkek arkadaşıyla yemek yiyor...

    +''aaa, afiyet olsuuun. naber?'' (sırıtarak)
    -''iyi senden'' (düz bir surat)
    +''iyiyim. kuzenin mi? hehehe'' (hani belki bir umut, derken...)
    -''yok sevgiliyiz biz.''

    tosbağa susar bişey söylemeden gider. arkadaşlıkları zaten bundan 1.35 yıl öncesinde sekteye uğramıştı. şimdiyse tamamen hayalleri yıkılmıştı tosbağa'nın. evinin her köşesine sakladığı fotoğrafları bir bir çıkarıp yakıyordu umarsızca. rakının tadı hayli güzeldi o gece. zeki müren bitiyor, bülent ersoy verse'ü alıyordu sanki. sanki düet vardı sırf benim için. o gece. o gece bildiğin sürdü, bir kaç gün; sadece bir gece yaşadım. sadece bir kadeh. o bir kadehte dubleler. durmuyordu. aynı kadehte biralar. votkalar. bitmek bilmeyen siyah poşetler vardı hatırlıyorum. yalnızlığıma mı içiyordum? asla. asla yalnız olamazdım. olsam da bundan pişman olmazdım. kendimi bilirim ben. uyusam, zamanın boşa gideceğini bilirim. uyumasam; onu düşünürüm. sanki zaman boşa gitmiyormuş gibi, yüzsüzce düşünürüm. o kaşlarını düşünürüm. hep aklıma o kaşlar gelir tabii. çok yakından görmüştüm. kalındı. kalem kaşlıydı. ya da ben öyle görüyordum, hatırlamıyorum sözlük. o kadar çok siyah poşet vardı ki o günlerde evde. 1 kilo demirden ağır olurdu onca poşet. bilirsin ya pamuk hikayesini, o kadar çok işte. anladın sen.

    gel gelelim günler geçti silahlar kuşanıldı. son yudumlar alındı. baş dikildi ve uyanıldı (sözde uyumuyordum sözlük). öyle bir uyanıldı ki; hiç uyumayacak, hiç sarhoş olmayacak, hiç çakmayacakmışım gibi; çakmağı. bir şey olmasını bekledim. bir kez daha dedim, bir kez daha sarhoş olmak istiyorum. tekrar savrulması lazımdı küllerin. kimse yardımcı olmadı. kimse cız ettirmedi tekrar, belki onu hatırlarım diye. kimse çalmadı herr mannelig'i. hatırlarım diye. bense istiyordum. ''gel'' diyordum ''her kimsen'', ''sik'' diyordum ''belamı''. savurması lazımdı bazı rüzgarları küllerime. bense kendi kendimi yelledim sözlük (o nasıl bir tabir lan, gören de hatırlayana kadar tüfek sildim zannedecek). yok o anlamda değil sözlük. kendim aradım. arandım. heh bu! arandım. gittim gördüm. neredeyse her dakikasını gördüm gözlerimi kapatınca. sanki uyumakla boşa vakit geçirdiğini düşünen ben değildim. uyumak için can atıyordum onu izlemek için (rüyalanmak da değil sözlük, ne fesat şeysin sen öyle). her neyse; sanırım bir gün uyku depomu fullemiştim. bir daha uyuyamadım. ama kazanmıştım. kaybetmeyi kazanmıştım tekrar. tekrar sarhoş olup, başımı öne eğip, alttan alttan bulanık ışıklara bakma hazzını tekrar kazanmıştım. yalpalanmak, en sevdiğim..

    nasıl da geçmişti o aydınlık. tekrar yakalamıştım geceyi. yine istemiştim uzun sürsün. sürmeyeceği haberini aldım. uykum yoktu. meğer ben gündüzleri uyuyor, geceleri uyanıyormuşum sözlük. ''ah!'' dedim. ''kafamı sikeyim!'' yapacak bir şey yoktu. uyku deposu fulldü hala. sabahı gösterecekti bana, zorla. kafam çalışıyordu. hemen tekel'e koştum. siyah poşetler, bilirsin. ''o'' da bilir sözlük. uyuttu beni buz gibi koynunda kadehler. öğleden sonrasına kadar gündüzü yaşamıştım. bu sefer lambalar değil, gün ışığı bulanıktı. yalpalanan yıldızlar değil, bulutlardı; görüyordum. eve geri döndüm. bulutlar bana yolu gösteriyordu hep. kapının eşiğine takılmasam, her şey dört dörtlük olacaktı sözlük. düştüm. hatta o nasıl bir düşmekti, yıkıldım. yığıldım. bilerek taktım aslında o ayağı oraya. neyse ki siyah poşetler vardı. yumuşatacak kadar dolmuştu, o kadar yükselmişti poşetler ''eşik seviyesinden''.

    halil sezai ise isyan ettikçe ediyordu radyoda.

    dur demedim.

    kafası, kendinden bile güzeldi.

    diyemedim.
    8 ...