ehe. selam. annemin soyup yanıma koyduğu mandalinaları burnuma sokmadan az evvel izin verirseniz paylaşmak isterim.
şindi. sene 1995 istanbulda acayip kar yağıyordu. milletin boynuna bız gibi karı sokmaya fazlasına meyilli iken, pek bi fena erkeng olduğum için, işyerinden üç dene kız "hade dışarıda kebab yiyek" dediler. "azıcık kız olun kadın olun lan. salata yiyin. peynir yiyin. başımın etini yiyin" dedimse de "sus la inek" diyerekten savurdular beni. enivey, bi şekilde düştük işte kebaba. yedik, ödedik hesapları. sonra da gerisin geri, düştük yollara. yolda iken; iki kız arkadaşım yan yana durmuş birbirlerinden destek alıveriyorlardı. ben de arkalarında nasıl hayvanlık yaparım diye düşüneduruyordum. pis ellerimle yerden baya kar aldım. yuvarladım, tostoparlak ettim aha nah böyle. sonra, böyle bi klişe adam olduğum için, kendime sağlam küfür edip, "la hala kar topu oynuyon dümbük" didim. o sırada, elimde karınan, hınzırcana yaklaştığım biri evli, diğeri bekar kızlar arasında şöyle bi muhabbet cereyan ediyordu:
kız1: senin eşin ne iş yapıyordu?
tam bu esnada, ben, yani evinizin en hayvan adamı, evli olan kız arkadaşın kafa kısmına, hayvani kar topunu yapıştıverdim. yerleştirmemle birlikte, bu pek bi hanım kızımızın ağzından şu ulvi kelime çıktı:
kız2: pezeveeeennnkkk!
kız1: ....!!!
gerisi aynı işte. herkesler yerlerde falan(siktir lan). evet aslında, onlar yarıldı da, beni bilirsiniz, heb aynı şeyler falan! burnumdan güldüm sadece. hıhh ettim sadece.
evet gençler. sizler de hayatta senkron dutturan birer cengaverseniz; bunlar olur, böyle şeyler olur, her şey olur. olur. ol!