Yıllar yıllar önce savaş sırasında zoraki göçe zorlanmış bir ailenin kızıyım. Tüm yaşadıklarımız gelecek nesilleri etkilemesin diye saklanır. öyle böyle öğrendiklerimizi de bizler anlatmayız. Zorlukları dedem ve babası yaşamış ama hala büyük bir utanç olarak saklanıyor.
Dil bilmiyorlar, sığındıkları ülkenin hala araç ile zor ulaşılan bir köyüne yerleşmişler. Buraya da yabancı köyü demiş diğer köylüler. Ne acı ki o köyde tek bir kelime türkçe bilmeden ölen bir çok kişi olmuş. Güzel olan kızlarında peşleri bırakılmamış elbette ve hala türkçe bilmiyorken tekrar göç edilmiş. Herkes farklı yerlere.
2014 yılından bahsetmiyoruz. Eski zamanlara dönelim. Para kazanma yolu da bulamıyorlar. Ne yapılır böyle bir durumda. Evet efendim dilenmişler. Savaştan kaçıyorsan, dil bilmiyorsan dilenirsin. Kendilerini toparlayana kadar da çok zorlanmışlar, hastalık ve açlık yüzünden bir çok kişiyi kaybetmişler.
Ben günlük 40 tl kazanıyorsam o suriyeli günlük 5 _10 tl gibi bir ücret ile çalıştırılıyor. Derdini anlatamıyor, sorgulayamıyor, başka çareleri yok.
Her gün suriyeli insanlar ile beraberim. Nasıl koktuklarını fark ettiniz mi? Banyo da yapamıyorlar. Günlük ihtiyaçlarını da karşılayamıyorlar. Dilenme sebepleri kolay para kazanma isteğinden kaynaklanmıyor.
insanlara zaman vermek lazım. Ülkeye giriş yaptığı an dilenmesi onların değil bizlerin ayıbıdır. Benimle aynı şartlar altında çalışma fırsatı verilirse, aynı iş gücü aynı ücret ile hesaplanırsa ve hala dilenmeye devam ederlerse ben o zaman eleştiririm. Şu an onları eleştirebileceğim bir hayat yaşamıyorlar.