Herkes öldüğünü sanıyor, etraf durulup, gece
bütün katranıyla, adam akıllı yerleştiğinde şehre.
Ucube saydığı hayatını, küçücük bir umut
kırıntısına feda edebilecek insanlar, yeryüzünün
herhangi bir yerinde bekliyorlar; korkak, çaresiz,
üşengeç, güçsüz. Ve bir cümle hediye edildiğinde kendilerine, nefes alış verişleri
hızlanıyor, bir cümle suni teneffüs etkisi yapıyor
can çekişen bedenlere...
*
Günaydın ölümle sevişenler.
En son ne zaman coşkuyla güldüğünü hatırlayamayanlar günaydın.
Günaydın taklit edip, taklit edilmeyenler.
Abartarak anlattıkları yaşantıları, küçücük bir
dalga etkisi dahi yaratmayan acizler günaydın.
Günaydın sadece kırılmışlar.
Etindeki yaraları hissetmeyen, acıya direnç kazanmış hissizler günaydın.
Günaydın perdenin arkasına saklanan suratlar.
Övdükçe başkalarını, kendini azaltan mahlukatlar
günaydın.
Günaydın oralar...