ligdeki 10 maçın 9'unda takımına yararından çok zararının dokunduğu futbolcu. sorumlusu kendisi mi; aslında değil. ne halde olduğunu da kendisinden nasıl verim alınacağını da bilmeyen bir teknik ekibin elinde. daha ilginci şu: bu adam, bu halde olduğu bilinerek transfer edildi! atletico madrid'de kaldiği bir sezonun ikinci yarısında nerdeyse hiç sahaya çıkmaması niyeydi sanıyorsunuz? yoksa bundan haberiniz mi yoktu? dahası kezman geçen seneden çok da farklı bir halde değil ki; fark adamın psikolojisinde. kimse bu adamın suratına bakmıyor mu? adam alenen depresyonda yahu. öyle olduğu için de o 10 maçtan biri geldiğinde maç sonrası kendinden başka her şeye bok atma derdinde, çünkü özgüveni de artık bitmiş. ona buna sataşarak kendi kafasında kendisini aklamak ve insanların da kendisini kabul etmesini sağlamak niyetinde. lakin esas anlayamadığım şudur: kezman'ın son vuruş ustalığına nasıl niye laf edilmektedir? adamın kale ağzından kaçırdığı gollerin son vuruş yeteneğiyle falan alakası yok ki! herif hem fiziksel hem de ruhsal olarak güçsüz durumda olduğundan orda vuruş yapamıyor o kadar. orda sadece golün kaçtığı kareye bakarsanız "lan kazma bu babam bile atar onu" dersiniz elbette. lakin adam zaten o boş pozisyonu yaratmak için harcıyor bütün enerjisini. bu adam niye devamlı "tek forvet değilim çift forvet oynamalıyım" deyip duruyor sizce? adamın derdi o ikinci forvetin savunmayla boğuşup svaunmayı üstüne çekip kendisini boş bırakmasını sağlamak. kendi boş kalacak ki gücünü harcamadan vuruş noktasına gidip diri halde vuruşu yapacak. adam, o sizin golü kaçırdığını gördüğünüz kareye gelinceye kadar pilini tüketmiş oluyor bütün mesele bu. adam, inter maçında yaptığını başkası yapsın istiyor; çünkü deivid yerine o golü atan adam olmak istiyor. yapabilecek yeteneğe sahip mi evet; bu sene bile bunun örneğini gösterdi. şunu belirtmek lazım, tuncay şanlı'nın gidişi takımdaki birçok dengeyi değiştirmekle birlikte belki kimse farkında olmasa da en çok kezman'ı etkilemiştir. çünkü tuncay'ın mücadeleciliği sadece sol kanatta ileri geri koşmasından çok rakip savunmayı yıpratıp dengesini bozmasından ileri gelmekte. tuncay oynarken kimse kezman'ın başında sabit kalamıyordu. kezman'ın kendisini boş bırakmak adına bu kadar debelenmesi gerekmiyordu. kezman yeteri seviyede güçlü olmadığından gücünü boğuşmaya harcadığı sürece kolay kolay gol atamayacaktır. takımın gol atmasında belki görünen/görünmeyen katkıları yapacak ama anlık bir iş olan bitiriciliği daha doğrusu "tek vuruş"u bir türlü yapamayacaktır. dikkat edilirse topu kontrol edebilecek açıklığı bulduğunda o kontrol sırasıda vuruş için gereken enerjiyi vücudunda toplayıp ondan sonra istediği vuruşu gerçekleştirmektedir. adamın son vuruş yeteneğine laf edenler gerek kaçırdıklarına gerekse attıklarına bir baksınlar derim ben. bu adam, fenerbahçe'de oynamalı mıdır sorusunun cevabının ise kezman'ın son vuruş yeteneğine halel getirmemesi gerekir. bu adam, şu anki kadroya eklenecek forvet değildir, çünkü inanılmaz bir ego sahibi insandır ve bu ego sahibi kişiden o mücadeleyi göstermesini bekleyemezsiniz. nicolas anelka da göstermemişti hatırlarsanız... alex de souza'nın olduğu takımda sahaya ancak bir forvet daha sürebilirsiniz ve o forvet kezman değil kezman'ın yanına istediği ve pis işleri yapacak marcio nobre gibi kişilerdir. kezman kendisi pis işler yaparak ne kendi egosunu tatmin edebilir ne de kezman ismini bilen-duyan izleyicileri. neden öyle bir forvet gerekir derseniz alex'in kendisi bizzat forvettir, ortasaha oyuncusu değildir ve kezman'la benzer şeyler beklentisi içerisindedir. kezman, kendi gol vuruşu yeteneğini ancak o 10 maçtan birinde gösterebilecektir, çünkü anca 10 maçtan birinde kendine boşluk açmak için mücadele etmesi gerekmeyecek; tek vuruş yapmak yerine topa vurmadan önce topu kotrol edebilme lüksüne sahip olacaktır.