lise yıllarıma dayanır sezai karakoç ile tanışmam.dayımı ziyarete gittiğimde 3 sayfalık bir fotokopi tutuşturdu elime oku dedi akşam sonra konuşuruz anlam veremeden çıktım elimde buruştura buruştura aylak aylak tuttum evin yolunu.saat gece dönümüne yaklaşırken aklıma geldi aldım elime sayfları açtım ,ilk cümleler dökülürken zihnimden o an durağanlaştı her yer. ''Mona Rosa Siyah güller, ak güller.Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.Kanadı kırık kuş merhamet ister...'' kimdi bu mono rosa bir çırpıda okudum,tekrar okudum,tekrar ve tekrar. bu nasıl bir şiirdi böyle böyle bir aşk böyle bir sevgi yok olamazdı ya varsa sorusu düştü aklıma ve gece bitmedi bulmalıydım bende mona rosa mı.çok sonra öğrendim mona rosa değilde asıl yazdıranın muazzez akkaya olduğunu ve onun bihaber olduğunu. yıllar geçmiş ben muazzez akkayamı bulamamış ve mona rosa eskimemiş.sen ne büyük adammışsın sezai sen platonik aşıkların pirisin yazıklar olsun seni okumayan nesile.