cehennem kralicesi

entry8 galeri
    7.
  1. BEŞiNCi BÖLÜM

    CEHENNEM KRALiÇESi

    Romanla aynı adı taşıyan bu son bölümde yine Birinci Bölüme dönülür. Motor yeniden Bodruma dönmüştür. Belkıs hâlâ geçen yazı, Mehmeti ve diğerlerini düşünmektedir. Bir yandan da hoşlandığı tezgâhtar genci arar. Korkut bir gölge gibi Belkısı takip eder. Belkıs bu yürüyüş sırasında ilişkisini de sorgulamaya devam eder. Korkutu sevmediğini iyice anlar.
    Elizabeth Rothmanın kim olduğunu da bu bölümde öğreniriz. E. Rothman, Belkısın kolejdeki öğretmenidir ve eşcinseldir. Belkıstan hoşlanmaktadır ve bunu da Belkısa söylemiştir. Bu durum Belkısı son derece etkiler ve üzerinden yıllar geçtiği halde bu durumu aklından çıkaramaz ve zaman zaman düşüncelerinde E. Rothman ile özdeşleşir.
    Belkıs Mehmetin ölümünü de düşünür. Mehmetin ölümünün ardından kendisini son derece yalnız hissetmiş ve Rifatla birlikte olmayı bile düşünmüştür.
    Belkıs aramasına devam ederken Korkuta tezgâhtar genci aradığını söyler. Korkut, bunu bildiğini söyleyerek tepkisiz kalır. Belkıs ayrılmaya kesin karar verdiğini Korkuta söyler. Deniz kenarında bir lokantaya otururlar ve bir ayrılık yemeğine başlarlar. Korkut hareketleriyle ne denli üzgün olduğunu hissettirir ancak Belkıs ayrılıkta kararlıdır. Daha fazla masada oturmaz ve Korkut’u orada bırakarak gider.
    Belkıs, Bodrumu dolaşmaya devam eder, bu sırada aradığı genç tezgâhtarı görür ve içinden onunla birlikte olmak istediğini tekrarlayarak gence doğru yönelir ve roman biter.

    Eserin türü, psikolojik romandır diyebiliriz. Eserde cehennem kraliçesi Belkıstır. Hatta kitabın 4. bölümünde, Şadiye, onu Mehmet ve Semranın evliliklerinin mahvından, Gökmenin mutsuzluğundan sorumlu tutmaktadır. Bunun yanında, Mehmet de Queen Victoria dediği Belkısı kraliçe gibi görmüştür. Kitap, Kraliçenin Cehennemi adıyla da anılmıştır. O halde, Belkıs ve diğer kahramanlar aynı zamanda bir cehennemi de yaşıyordur.
    Roman, beş bölümden oluşur: olaylar, duygu, düşünce ve izlenimler, ilk ve son bölümde Belkısın, ikinci bölümde Gökmenin, üçüncü bölümde Mehmetin, dördüncü bölümde ise Şadiyenin bakış açısıyla anlatılır. O halde, eserin çoklu bakış açısıylayazıldığını söyleyebiliriz. Her bir anlatıcı kahramanın, durum ve olaylar karşısındaki tavrı eleştireldir. Kendilerini değerlendirme, yani özeleştiri de bulunma özellikleri de dikkat çekicidir. Eserde, olaylar kahraman bakış açısıyla yansıtılırken, üçüncü tekil kişi ağzından anlatılmıştır, hatta kişiler kendilerinden bahsederken bile, üçüncü bir kişiyi anlatır gibi konuşur.
    Vakanın oluşumunda, kişilerin bilinçaltını yansıtıcı bilinç akımı, duygularını ortaya koyucu iç monolog teknikleri kullanılmıştır. Biz kişileri, olaylara ve birbirlerine karşı tutumlarını, kahramanların iç dünyalarına girerek tanıyoruz.
    Eser, bölüm bölüm ele alınırsa, olay örgüsünün ilmikli olduğu sonucuna varılır. Çünkü her bölümde olay bir noktadan başlar ve daha çok geriye dönüşler yapılarak, geçmiş zaman, tüm kişilerin hayatının dönüm noktası diyebileceğimiz 1977 yazı Bodrumda bir haber alınmamıştır, Şadiyenin evliliğinin nasıl sonuçlanacağı merakı da dindirilmeden olaylar, açık bir şekilde bitirilmiştir. Zaten bir söyleşisinde, Selim iLERi, "Bir Akşam Alacası'ndan sonra, Cehennem Kraliçesindeki Doçent Şadiyenin Bay Ölümle ilişkisini, evliliğini, bu evliliğin çözülüşünü dile getiren, büyük işadamlarına doğru açılan bir roman yazmaya çalıştım." diyerek, romanın aslında sonlandırılmadığını da belirtmiş olmaktadır.( 2004, Sayı:52-53)
    Eserin figürleri, Belkıs, Mehmet, Gökmen, Şadiye, Semra, Korkut, Bülbülün( Hüseyin), Bay Ölüm (Rifat), Müşerref Hanımdır. Figürler genellikle karakter özelliği göstermekle beraber Bay Ölüm (Rifat) ve Korkut tip özelliği göstermektedir. Bay Ölüm, maddi çıkarını düşünen, yalnızca rahat bir yaşamı arzulayan, bunu elde edebilmek içinde bedenini kullanmaktan çekinmeyen ve güzel kadınlarla cinsellik yaşamayı yaşamının ereğine dönüştüren bir tiptir (jigolo tip). Korkut ise kapitalist bir bankacı tipini canlandırır. Belkıs, Mehmet, Şadiye, Semra ve Bülbülün ( Hüseyin) yuvarlak karakterler olarak karşımıza çıkarlar. Çünkü yaşam, zaman zaman kendilerinin dışında gelişen durumlar, onları değiştirecek ve toplumun katı, bireyi sınırlandıran durumlarıyla kişi arasında içinden çıkılmaz bir çatışma yaratacaktır. Gökmen ise, yalınkat bir karakterdir. Silik, ikinci sınıf bir aydın, şair – yazar görünümündedir. Bunun yanında eserde, yan kişiler olarak verilen figürler de vardır: Ruşen, Nebahat, Kerem, Betigül, motorcu, kumral delikanlı. Selim ileri, Ahmet Oktayın deyişiyle, merkezi kahraman anlayışını kırmış ve bu açıdan post modern anlatı içinde yer alabilmiştir.(1998; s: 16) Nitekim Cehennem Kraliçesinde de olaylar tek bir kahramanın etrafında oluşmuyor, yalnızca bir kişinin izlenimleriyle tek yönlü bir biçimde anlatılmıyor. Romanın dört kişisi kendi dünyalarının yansıtıcısı ve aynı olayın farklı bakış açısıyla yaşayıcısı ve oyuncusudur. Okuyucu, kişileri iç konuşma veya gösterme tekniğiyle tanıyor.
    Belkıs, resimleri galerilerde sergilenen bir ressamdır, ancak uzun zamandır resim yapmayı bırakmıştır ve bu terk ediş sadece uğraşıyla ilgili değildir, sanki resim yapmayı bırakırken, arkadaşlarını, toplumu, hayatındaki kişileri de geri de bırakmıştır. Sosyal durumu bakımından eğitimli, maddi anlamda sıkıntı içinde olmayan, fakat daha rahat bir yaşam için de uyuşmadığı ve sevmediği biriyle birliktelik sürdüren, alımlı ve güzel bir kadındır. Bireysellik, cinselliği sınırsız yaşama isteği, Belkısın iç konuşmaları ve bilinç akımı tekniğiyle bilinçaltını dışavurumlarıyla su yüzüne çıkmaktadır. Belkısı tanımamızı sağlayan bir başka unsur da, diğer roman kişilerinin bakışıdır. Şadiye, onu son derece güzel, herkesi etkilemesini bilen, uzak, soğuk, ama bakışları son derece görkemli, iri, siyah ve hafif çekik gözlü, yanakları hep allıklıymış gibi pembe, etkileyici konuşan ve hıçkırıkları ve kahkahaları bile kendine özgü, taklit edilemez bir kadın olarak görür. (s:263) Uzun, ipek yumuşaklığında ve siyah saçlara sahiptir.(s:262) Belkıs ise, motorcunun, onu çılgın, deli bir kadın olarak gördüğü düşüncesindedir. Gökmen de Belkısın güzel bir kadın olduğunu düşünür. Zaten ona âşıktır.
    Mehmet, 34–35 yaşlarında, evli, bir zamanlar üniversite de asistanlık yapan, fakat Marksist oluşu ve siyasal bir dergi çıkarma isteği nedeniyle görevinden istifa eden bir aydın profili çizmektedir. Belkıs Mehmete âşıktır ve bir yerde onu güzel bir erkek olarak anlatmıştır.(s:23) Mehmeti Notos rüzgârına benzetir. Mehmet, tüm insanların gözünden iyi bir figür olarak anlatılır.
    Gökmen, şairdir, aynı zamanda oyun yazarlığıyla da uğraşmaktadır. Ancak, tanınan bir şair değildir, eserlerini yayımlatamamaktadır. Yaşamını reklâm yazarlığı yaparak sürdürür. Yalnız bir figürdür. Belkısa çok yoğun fakat karşılıksız bir aşk duyar. Fiziksel görünümünden hoşnut değildir. Romanın diğer figürleri Gökmen’i zavallı biri olarak görür.
    Şadiye, üniversitede, felsefe bölümünde öğretim görevlisidir. Uzun yıllar bir beraberliği olmamıştır. Bu durum onda saplantıya dönüşür. Bu yüzden Rifatla sağlıksız bir birlikteliğe başlamış ve onunla evlenmiştir. Kendini oldukça çirkin bulduğundan, güzel kadınlara kıskançlık besler.
    Korkut, Belkısın sevgilisidir. Bankacıdır, paraya düşkündür. Bu yapısıyla, grubun diğer figürleriyle çelişir ve Semra’yla bir gece çok sert bir şekilde tartışır. Korkutla ilgili genel kanı olumsuzdur.
    Rifat, eski futbolcudur. Oldukça yakışıklı bir erkektir. Fiziksel olarak herkesin beğenisini toplar. Yaşamını çalışmadan, refah içinde sürdürmek ister. Bu nedenle önce Bülbülünle, sonra da daha iyi bakılacağını düşündüğü için Şadiyeyle birlikte olur.
    Bülbülün, Şadiyenin üniversiteden arkadaşıdır. istanbulda felsefe öğretmenliği yapmaktadır. Eşcinseldir. Rifatla birlikteyken Rifatın Şadiyeyi tercih etmesi Bülbülün için büyük bir darbe olur.
    Müşerref Hanım, galeri sahibidir. Sosyeteden insanlara sanat eserleri satarak yaşamını sürdürür. Son derece paracıdır. Çevresinde para karşılığı kendisiyle birlikte olan genç erkekler bulundurur.
    0 ...