sene 1998. ben 12 yaşındayım. okul çıkışları babama yardım etmek için yanına gidiyorum. iş dediğim de tahta arabayla kavun karpuz satmak. çocuksun tabi sağlıklı düşünemiyorsun ama çılgın gibi bisiklet istiyorum. mahallede bütün arkadaşlarımın var, özeniyorum. çocuksun lan işte. o gün yine gidiyorum babamın yanına, şu malları bitirelim, sana en güzel bisikleti alırım diyor. öyle seviniyorum ki, kaldıramayacağım karpuzları yüklenmeye falan başlıyorum. daha bir tek karpuz satamadan, kim olduğunu bilemediğim üç beş adam, zabıta mı yoksa başka satıcılar mı emin değilim bizim arabayı yerle yeksan ediyorlar. tüm meyveler patlıyor. babamın yanında savunmasız küçük bir çocuk var, tek ses etmiyor adam. bisikletinin içine sıçıyım lan, babamın bana öyle bir bakışı vardı ki, özür dilerim oğlum diyordu sanki, o an tövbe ettim bisiklete. sanki benim saçma istediğimden dolayı olmuş gibi hissediyordum olanları. sonra bisikletim de olmadı zaten hiç.