tuncay şanlı

entry997 galeri
    198.
  1. eğer kendisinin yakın bi arkadaşı olsaydım yurt dışına gitmeden önce, kendisine kendi deneyimlerinden edindiğim bir iki öğüt verirdim. veya vermek isterdim.

    hayatımızda yeni bi sayfa açacağımız bi dönem gelmişse, kendimizi zor da olsa içine sokmamız gereken bir ruh halinin olduğuna inanırım. nedir bu yani? yeni bi yere gidilecektir, gidilen yerin dili bilinmiyordur. eş-dost-akraba yoktur. yalnızsındır, kendi evinde yatıp kalkmıyorsundur, vs. tek bilinen meslek ile ilgili yeni ve istenen bi ortama girmektir.

    tuncay ın konumunda ise bu olay futboldur. tuncay oraya, o ligde oynamak için gitmiştir. ve orada da hatta avrupa'nın tüm liglerinde de futbol oynayabilecek kapasitesi de vardır. kimsenin de buna lafı olamaz. daha doğrusu tuncay futboluyla avrupa'nın heryerinde futbol oynamaya hazırdır. ama bence sorulması gereken başka bi soru vardır. tuncay evet ingiltere'de futbol oynamaya hazır ama ingiltere'de yaşamaya hazır mı? işte idman-maç-kamp-yolculuk temposu, işte osu, işte busu... peki bunlar dışında kalan zamanda tuncay ingiltere'de veya türkiye dışında herhangi bir yerde yaşamaya ne kadar hazır? oraya gitmeden önce aklında kurdukları neydi, gittikten sonra buldukları neydi? kendisini mesela 'herşeyin mükemmel olmayacağına', eski günlerini (iyisini-kötüsünü) deli gibi özleyeceğine, belli bi zaman dilimi (bence minimum 6 ay) çok fazla bi beklenti içine girmemesi gerektiğine kendisini ne kadar hazırlamıştı? ya da hazırlamış mıydı?

    haftalardır yazılıp çiziliyo. tuncay mutsuz, pişman, carlos'a kaptan olcakken ne işi varmış orda, falan filan... gerçi bi kere bile kendi ağzından böyle bi açıklama ne dinledim ne de gördüm. ama biz türküz ve bizim medyamız da türk medyası. napalım bu işler burda böle.

    sonuçta yurt dışına giden hiç bi futbolcumuz hakkında, onların da içinde bulunduğu ruh hali göz önüne alınarak yazılmış bi yazı, yapılmış bi eleştiri veya artık neyse adı ne okudum ne de gördüm.
    1 ...