Sadece milena'ya mektuplar'dan haberi olan insanlar tarafından romantik biri olarak lanse edilen yazardır. Kitaplarından bir tanesini bile okumak bu kadar basite indirgenemeyecek bi beyni olduğunu anlamak için yeterlidir. Kafka günlük hayattaki birçok rutini anlamlandıramıyor, kendine bu düzen içersinde yer bulmakta zorlanıyordu. Kadınları da bu karmaşa içersinde bir çıkış yolu, tutunacak bir şey olarak görüyordu. Detaylıca araştırmaya başladığınızda hayatındaki tek kadının milena olmadığını görürsünüz. Bir dönemki nişanlısı felice için de bir çok mektup yazmıştır. Son dönemlerinde de yanında dora vardır. Kitapları hep arayış içersindeki karakterler etrafında döner karakterler ve mekanların uyumuna son derece önem vermiştir. şato ve dava birbirinin devamı gibidir bi nevi. haneke şato'yu filmleştirmiştir de. Filmde kitabı kaynak alan bi kurgu değil de kitabın birebir aynı cümlelerini kullandığı için eleştirilmiştir ama kanaatimce doğru olanı yapmıştır. Kafka'nın vasiyetini yere getirmeyip eserlerini yakmayan ve yayımlayan yakın dostü max brod'a da minnettarız.