geçmişte kendilerini öve öve bitiremeyen ak kardeşler tarafından şimdilerde "paralel yapı" olarak adlandırılan örgüt. özellikle örgüt diye tanımladım, örgüt kelimesinin olumsuz bir anlamının olmadığını bilelim diye. sadece gülen cemaati değil, her cemaat bir örgüttür. bir araya gelip ortak hareket eden birden fazla kişinin oluşturduğu her topluluk örgüttür.
şimdi bu "paralel devlet" meselesine gelelim. rte, paralel devlet derken ne demek istiyor, bunu akp seçmeninin %85'i umursamıyor. anlamını bile bilmiyor, ama başbakanları bu paralel devlet denen şeyi sevmediği için düşman olarak görüyorlar. yalnız ak kardeşlerin bilmesi gereken bir şey var; bu "paralel devlet" kavramının isim babası rte değil, abdullah öcalan'dır.
yani apo son kasette "beni taklit ediyor" derken emin olun hiç de haksız değildi. zaten apo'nun devletin içerisindeki konumu, hakan fidan'dan bile yukarıdadır. apo şu anda başbakanın danışmanı hatta bildiğiniz başbakan konumundadır. zaten siyasi birikimi rte'den kat kat fazla olduğu için, rte'ye mümkün olduğunca yardımcı oluyor. iddia ediyorum apo yol göstermeseydi, rte çoktan yüce divan'ı boylamıştı. her neyse.
nedir paralel devlet, yargının, bürokrasinin, istihbaratın, ordunun veya polis teşkilatının içerisinde bulunan, tarafsız olmayan, sahip olduğu görüşe ve bu görüşü savunan örgütlere göre hareket eden kişi veya kişilerdir. ama bu paralel devlet kavramı sadece cemaat için geçerli değildir. devletin içerisindeki cemaatçi yapılanma, bahsedildiği gibi darbe yapacak kadar güçlü değildir. zaten her ne kadar cemaatçi olsalar da, belli hiyerarşik kurumların içerisinde yer aldıkları için, bu hiyerarşinin kurallarına uymak zorundalar, uymazlarsa görevi kötüye kullanmaktan haklarında soruşturma açılır, bulundukları kurumlardan ihraç edilirler. bunu bildikleri sürece zaten yetkilerinin dışına çıkamazlar.
devletin içerisinde cemaatçi yapılanma olduğu gibi, akp yapılanması da vardır, kemalist yapılanma da vardır. şimdi bu "paralel yapı"dan kurtulmak için ya bunların tamamının kökünü kazıyacaksınız, ya da suçu bu kişilerin mensubu oldukları örgütlere atmayacaksınız. açıkçası ben bu cemaatçi yapılanmanın, direkt olarak fethullah gülen'e bağlı olduğunu falan da zannetmiyorum. öyle olsa bile ne dedi fethullah bey; "ben bunların binde birini tanımam, eğer bir hukuksuzluk yapıyorlarsa cezası verilsin." bunun üzerine söz söylemeye gerek olduğunu sanmıyorum. bir hukuksuzluk varsa adamın cemaatine mi bakılacak? ne yaptığını bulun, üzerine de gidin. arkasından fethullah çıkarsa, onun da hakkında karar çıkartırsınız, ülkeye getirir hesabını da sorarsınız. fethullah gülen bunu kendisi söylüyor. aynı şekilde yargının içinde farklı paralel yapılanmalar da var, mesela akp yapılanması var -ki bunlar cemaatçilerden sayıca fazla- ama bunların içerisinden birisi görevini kötüye kullandığında, direkt olarak akp'yi ve muhafazakarları sorumlu tutamazsınız, aynı şekilde kemalist yapılanma da var, ama bundan bir genelleme yaparak bütün kemalistleri veya chp'yi de sorumlu tutamazsınız. cemaatçi vardır, görevini hakkıyla yapıyordur, karar alırken tarafsız davranıyordur, cemaatçi vardır, cemaate karşı olan herkesten nefret ediyordur, kararlarını da buna göre alıyordur. yani eğer bir paralel devlet varsa, bu paralel devleti bazı örgütlere indirgeyerek temizleyemezsiniz. kişilerin işlediği suçları da bu örgütlere veya cemaatlere yıkamazsınız.
ergenekon davasında da cemaatçi yapılanma ile akp yapılanmasının ortak çalışması sonucu masum insanlar mahkum edildi. burada yapılması gereken, bu süreçte görevini kötüye kullanan kim varsa isim isim bulup hesabını sormaktır. suçu cemaate atmak hem kolaya kaçmaktır, hem de yargısız infazdır. yani bir savcının, hakimin, polisin yaptığı hukuksuzluğu, nijerya'daki öğretmenin üzerine yıkamazsınız.
cemaat şu anda mağdur durumdadır. burada perinçek'in yaptığı gibi suçlu olan akp ile el ele verip cemaatin kökünü kazımak yerine, cemaat ile el ele verip akp'nin kökünü kazımak hem ülke için daha hayırlıdır, hem daha hukukidir. bildiğim kadarıyla fethullah gülen'in herhangi bir hırsızlığı piyasaya çıkmadı, ama akp'nin her türlü pisliği meydanda. yani böyle bir durumda akp'nin yanında olup cemaatle mücadele etmek için ya hırsız, ya da akıl hastası olmak lazım. şu anda rte'nin ve bakanların yargılanması için elde yeterince delil var, bu delillerin büyük çoğunluğu da meydanda. ama cemaatin yargılanması için herhangi bir delil yok. bu yüzden kimse hedef saptırmamalı. hedef bellidir. cemaatçi yapılanma zaten yıllardır var. son dönemde de hedef haline getirilecek bir eylemde bulunmadı. yolsuzluğu, rüşvet şebekesini piyasaya çıkardı, bütün bunların üzerine cemaati hedef haline getirmek akp'yi aklamak demektir. geçmişte herhangi bir sebepten dolayı cemaate kin beslemiş olabilirsiniz, ama böyle bir dönemde haksızlığa uğramalarına göz yumamazsınız.