gözlemlenemeyen şey doğrulanamaz. makro evrim de gözlemlenebilecek bir olgu değildir. mikro evrimden makro evrime giden yol son derece çetrefillidir. islam'ın evrimle problemi, insanların tekamül ede ede, belirli merhalelerden geçerek insan olduğu varsayımıdır. bu da natüralist felsefenin bir yan ürünüdür.
heyecanlı evrimcilerin canını sıkmak istemem elbette ama ''makro evrim doğrulanabilir ve gözlemlenebilir, hatta üzerinde konsensüs vardır ve bu bir gerçektir'' derseniz, bu kuramın bir inanç haline geldiğini tasdik etmiş olursunuz. karl popper'ın gösterdiği gibi bilimsel verilerin yanlışlanma ihtimali her zaman vardır, eğer bu teorinin yanlışlanma ihtimali yoksa, o zaman o inançtır. evrim teorisi gibi hayatın menşeini açıklamaya çalışan büyük çapta bir teori, tüm hatlarıyla asla doğru olamaz.
bizim reddettiğimiz; canlıların evrim geçirmesi değil. canlıların birbirinden meydana gelmesi. nitekim evrimcilere göre evren oluşmuş ve canlılık, basit cansız moleküllerden teşekkül etmiştir. bunun nasıl olduğunu da bilmiyorlar. geçenlerde pirleri dawkins, ''uzaylılar kendini kopyalayabilen bir molekül bırakmış olabilirler'' diyerek güzel bir izah yapmıştı. gerçekten, canlılık hakkında zerre fikirleri yok. coulumbia üniversitesinin biyokimya kürsüsündeki profesörü de getirirseniz size evrim üzerinde konsensüs olduğunu ama bunun eldeki tek teori olduğundan yanlışlanma ihtimali bulunmadığını, bu nedenle hala yasalaşamadığını, canlılığın nasıl başladığı hakkında uzaydan geldiği, cansız moleküllerden oluştuğu gibi teorilerin bulunduğunu ama bu görüşlerin de gözlemlenip doğrulanamadığını söyleyecektir.
kısacası, evrim birçok meseleyi güzelce açıklayabilir; ama canlılığı, türleşmeyi, hele hele ilahiyatı açıklamak, onun boyunu aşar. bu değerlendirmem de tamamen bilimsel kıstaslara dayanmaktadır. bilim, her zaman subjektif olmuştur.
tabi bunu anlamak için paul feyerabend falan okumak lazım. ne idüğü belirsiz ''alfa sorgulama'' adlı blogları değil.