tatil nedeniyle gittiğim eski mahallemde, âdettendir, her gördüğüme "oooo nasılsın" deyip sarılıyorum. arada tanımadıklarım da var tabii. eski arkadaşlar da buluşmak üzere gelmiş.
maç yaparken sürekli takımıma aldığım elemanlar evlenmiş falan feşmekân. sohbet, muhabbet derken dedim ki, her bulduğumuz bozuk parayı götürüp banka gibi yatırdığımız mahalle bakkalını da bir görelim.
neyse arkada mahallenin yeni çocukları, yanda eskiokullar sürü hâlinde gidiyoruz. süleyman abi'den de az taso, fırıldak(topaç), bilye, sporcu kâğıdı almadık yani. heyecan var. bayramlarda koşa koşa gider ne kadar kız kovalayan, torpil varsa alır adamın ev kirasını çıkarırdık. onun bizi görmeye gelmesi lazım falan diye atarlanıyorum içimden.
bakkalın önüne geldik ve film sahnesi edasıyla tabelaya doğru şöyle bir sırıtarak baktım. tabii tüm arkadaşlar eski günlerdeki gibi bakışı atıyor benimle. arkadaki çocuklar da acaba abiler sihir falan mı yapacak beklentisiyle dişleri dışarıda seyre dalıyor o an tabelayı.
-süleyman abiii, diye bağırıyorum.
yoldan geçenler falan bakkalı mı soyacak bu ibneler derken, başlıyorlar izlemeye kaldırımdan. süleyman abi piyasada yok. içeriden devasa bir adam çıkıyor. sakallı makallı şöyle. arkadaki çocuklar bir anda dağılıyor. dayı ürkütücü. hacı misi kokuyor bir yandan.
-süleyman abi yok muydu, diyorum ürkek bir sesle.
-yeeaak, diyor dev hacı dayı. arkasına bakmadan dükkâna giriyor.
içimden, "yok dedi galiba" diyorum.
arkadaşlara başımla hadi gidelim işareti yapıyorum. sürü hâlinde sokağa dönüş yapıyoruz. mahallenin gizli servis sorumlusu bir abla vardı. teyze olmuş tabii. her şeyi bilir deyip ona soruyoruz olayı.
meğer süleyman abi'nin görev yerini değiştirmişler. çocukları, kız kovalayan bahanesiyle sokak eylemlerine hazırladığı gerekçesiyle sürmüşler mahalleden. yerine de ahlak kurallarını bilen bir bakkalı getirmişler.